Maksud Giray Khan in Light of Pierre Ruffin’s “Crimean Diary” (Bin Selyamet Giray Khan)
- Authors: Birinci O.1
-
Affiliations:
- Karadeniz Technical University
- Issue: Vol 12, No 4 (2025)
- Pages: 16-52
- Section: History and Modernity
- Published: 23.12.2025
- URL: https://ogarev-online.ru/2313-612X/article/view/381507
- DOI: https://doi.org/10.22378/kio.2025.4.16-52
- EDN: https://elibrary.ru/FDWTLI
- ID: 381507
Cite item
Full Text
Abstract
The aim of our study is to analyze the state administration of Maksud Giray Khan (1767–1768 / 1771–1772), who ascended to the throne twice during the critical periods of the Crimean Khanate`s history, and the diplomatic relations in the Crimean Khanate during this time. The aim of this study is to determine the political status of the Crimean Khanate, located in the north of the Black Sea, and the importance of its geopolitical position, analyzing it through the eyes of Pierre Ruffin, a French diplomat and interpreter who was active in the triangle of the Russian Tsardom and Poland, and who was close to the Khan in Bakhchisaray during the period of his being on duty. In addition, one of the main objectives of our study is to identify, compile, chronicle and discuss the accuracy of the claims about Maksud Giray Khan, about whom, in the words of Vasily Smirnov, there is little information in the sources. Turkish historians do not feel the need to mention his name, and he is even accused of cowardice by the Ottoman Empire.
Our study is a qualitative research in terms of examining and evaluating the ongoing military, political and diplomatic relations in the Crimean Khanate in the light of historical sources. Using document analysis (Content Analysis), one of the data collection methods of qualitative research, the raw data obtained from historical documents, such as archival records, manuscripts, chronicles, letters, etc. of the Crimean Khanate, France and the Ottoman Empire were systematically analyzed and interpreted and evaluated with an inductive approach.
Thus, in this study, original information, that has not been reflected in this field before in terms of the history of Crimea, the Ottoman Empire, Poland and Russia, as well as France–Ottoman relations, will be brought to the literature.
Keywords
Full Text
Giriş. Kırım Hanlığı, Cengizoğullarından Cuçi’nin küçük oğlu Tokay Timur neslinden gelen Hacı Giray tarafından 1441 yılında Kırım Yarımadası’nda kurulmuştur [23, s. 208–211]. Fatih Sultan Mehmet’in 1475 yılında Kefe’yi fethiyle Osmanlı Devleti’nin himayesine giren Kırım Hanlığı, içişlerinde müstakil, dışişlerinde İstanbul’a bağlı kalmış, 1768–1774 savaşına kadar bu statüsünü korumuştur. 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması ile bağımsız bir statü kazandırılmış olsa da 1783’te Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmiştir [15, s. 449–450]. Hanlığın hâkimiyet sahası batıda Tuna Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü havzadan başlayarak, doğuda Azak Denizi çevrelerine, kuzeyde ise Turla Nehri’nden (Dniester), Orta Özü (Dnieper) ve Aşağı Ten (Don) sınırlarına kadar uzanmıştır [23, s. 203].
Devletin yönetim sistemi hanlık, kalgaylık1 ve nureddinlik2 müesseseleriyle şekillenmiştir. Hanların azl veya vefatları sonucu boş kalan makama kalgayların, kalgaylardan boşalan makama da nureddinlerin geçmesi zamanla sistemleşmiş, kaide halini almıştır. Kırım hanlarının haleflerinin kimler olacağı sorusunu cevaplayan kalgaylık ve nureddinlik makamları, Kırım hanları tarafından Cengiz kanunu olduğu iddia edilerek meşrulaştırılmıştır. Hanların bu hamlesi, Kırım tahtına dilediğini atayan Babıâli karşısında veraset sistemi üzerindeki yetkilerini kurtarma çabası olarak görülmektedir [16, s. 38]. Böylelikle hem aristokrasinin etkisi aza indirgenerek olası taht kavgalarının önü kesilmiş hem de tahta çıkacak hanların önceden tecrübe kazanmaları sağlanmıştır. Kendisine ait saraya, divana, vezir ve memurlara sahip olan kalgaylar, seferlerde seraskerlik rütbesi ile bulunup, kendi adlarına vergi toplama ve komşu devletler ile ilişki kurma haklarına sahip olmuşlardır [9, s. 166–167]. Han atama yetkisini elinde tutan3 Osmanlı Devleti, hanların olumsuz tavırlarına karşı Kırım Hanlığı’na atayabileceği bir Giray Hanedanı mensubunu kendi topraklarında rehin olarak tutmuştur. Zikrolunan uygulama, Osmanlı Devleti’nin Kırım Hanlığı’nı kontrol altında tutmak için başvurduğu tedbirlerden biri olmuştur [30, s. 91]. Hanlığın yönetim sistemindeki bir diğer faktör, Dört Karaçi4 adıyla anılan kabile aristokrasisidir. Söz konusu sistem, Şirinler, Mansuroğulları, Barin ve Secut kabilelerinin, beyleri tarafından Kırım Divanı’nda temsil edilmesi üzerine kurulmuştur. Dört Karaçi beylerinin her biri seferlere kendi kabilesinden oluşturdukları birliklerin başında katılmış ve kendi kabilesinin sancağı altında savaşmışlardır [9, s. 165–166]. Karaçi beyleri ayrıca Kırım Hanlığı’nın yönetiminde de ön planda bulunup hanlık mücadelelerinde taraf olmuşlardır. Dört kabile beylerinden en güçlüsü, baş karaçi unvanıyla anılmış, kurultay toplayacak ve hanı değiştirecek güce sahip olmuştur [17, s. 55]. Han’ın başkanlığında toplanan ve devlet işlerini yürüten Kırım Divanı, başlıca Kalgay, Nureddin, Bucak, Yedisan ve Kuban Seraskerleri, Şirin Beyi (baş karaçi), Müftü, Uluğ Ağa (vezir), Kazasker ve Divan Efendisi’nden meydana gelmiştir [15, s. 456].
Maksud Giray Han, Haziran 1767 ile Ekim 1768 tarihleri arasında yaklaşık on dört ay ve Kasım 1771 ile Haziran 1772 tarihleri arasında yaklaşık yedi ay olmak üzere iki kez Kırım tahtında bulunmuştur [14, s. 101–102]. Maksud Giray Han’ın Haziran 1767 ile Ekim 1768 tarihleri arasındaki ilk hanlık dönemi, Osmanlı Devleti’nin Rus Çarlığı’na karşı savaş ilan etmesiyle son bulmuştur. Bu süre zarfında Lehistan’da Rus askerinin baskısıyla yaşanan iç çatışmalar5 şiddetlenmiş, Katolik ve milliyetçi cepheyi temsil eden Bar Konfederasyonu kurulmuştur. Konfederasyon’un Bahçesaray’a gönderdiği temsilciler Kırım Hanlığı’ndan askerî yardım talep etmişlerdir. Rus zulmünden kaçıp Kırım Hanlığı ve Boğdan sınırlarına sığınan Leh mülteciler, çatışmaların Türk tarafına taşmasına neden olmuştur. Balta Kasabası’nda gerçekleşen katliam, sınırlardaki güvensizliği arttırmış, bu süreçte Yedisan Nogayları’nın ayaklanarak sınır bölgelerini boşaltmaları, Kırım Hanlığı’nı Rus saldırıları karşısında savunmasız bırakmıştır. Babıâli, Ekim 1768’de Rus Çarlığı’na karşı savaş ilan ederken, Kırım tahtında da değişiklik yaparak Maksud Giray’ı azletmiş, yerine Kırım Giray’ı han tayin etmiştir. Kırım Giray, Ocak 1769’da Rusya’nın güney topraklarına yaptığı akın ile savaşı başlatmış, ancak Han’ın beklenmedik ölümü Türk tarafını zora sokmuştur. Ardından gelen hanlar başarıyla mücadele edememiş ve Eylül 1769’da Rus birlikleri Kırım’ı işgal etmiştir. 1769–1771 yılları arasında hüküm süren IV. Devlet Giray (1769–1770), II. Kaplan Giray (1770) ve III. Selim Giray (1770–1771) hanlardan sonra Babıâli ile Kırım mirzaları arasında anlaşmazlık ve ayrılıklar baş göstermiştir. Nitekim mirzalar Osmanlı Devleti tarafından Kasım 1771’de atanan Maksud Giray Han’ı tanımamış, onun yerine kendilerinin seçtikleri Sahip Giray Han’ı aynı yıl Kırım tahtına çıkarmışlardır. Maksud Giray Han, Kasım 1771 ile Haziran 1772 tarihleri arasındaki ikinci hanlık döneminde Kırım’daki mirzaların muhalefeti yanı sıra Rus işgali devam ettiğinden dolayı Bahçesaray’a gidememiştir. Rusçuk’taki çiftliğinde ikamet eden Han, savaşta da yararlılık sağlayamamış ve ikinci kez azledilmiştir [16, s. 13].
1. Maksud Giray Han Dönemi Siyasî Gelişmeler
Maksud Giray Han, Kırım Hanlığı’nın en kritik devirlerinde iki kez tahta çıkmış bir Kırım hanıdır. Kendisi, 1740–1743 yılları arasında Kırım hanı olan II. Selâmet Giray Han’ın en büyük oğludur [1, s. 220]6. 1745 yılının Ramazan Bayramı’nda padişahı ziyaret etmek amacıyla babası II. Selâmet Giray Han ile amcası II. Devlet Giray Han’ın oğullarından Mahmud Giray’ın yanında İstanbul’a seyahat etmiştir7. Maksud Giray, amcası II. Devlet Giray’ın diğer oğullarından Kırım Giray’ın hanlık makamındaki ilk döneminde (1758–1764) 18 Ekim 1762 tarihinde kalgay olarak görevlendirilmiştir8. Kırım Giray Han, kalgaylık görevine getirdiği Maksud Giray’dan memnun kalmamış olacak ki, 11 Temmuz 1763 tarihinde kapı kethüdası Abdülaziz Bey’e gönderdiği mektubunda, “kalgayımız olan Maksud Giray sultanı işe güce yarar bir akıllı sultandır hayaliyle bu tarafa celb ve imale olunmuş idi sultan-ı mumaileyhin akl u kiyaseti ve fehm-i feraseti memulümüz gibi zuhur itmeyüb…” sözlerini sarf ederek, zikrolunan kalgayın görevden alınıp Rumeli’ye nakledilmesi talebinde bulunmuştur9. Kırım Giray Han, 1764’te, halefi Selim Giray Han ise 1767’de azledilmiş, yerine gelen Arslan Giray Han da ancak üç ay tahtta kalabilmiştir10. Maksud Giray, Arslan Giray Han’ın vefatı üzerine11 Osmanlı Devleti tarafından
“Selatin-i Cengiziye’nin erşedi” olması hasebiyle 8 Haziran 1767 tarihinde Kırım Hanı tayin edilmiştir.12 Han, amcası Azamet Giray’ın oğlu İslâm Giray’ı kalgaylık, kendi kardeşi Bahadır Giray’ı ise nureddinlik makamına getirmiştir [14, s. 101]. Maksud Giray Han’a da selefleri gibi salyane tahsis edilmiştir13. Han, bunun yanında rahmetli babasının emektarlarından olan kimselerin maaş alması için bir kısım arzlarda bulunmuştur14.
Maksud Giray Han’ın devlet yönetimine dair ayrıntılı bilgiler Baron de Tott15 ve Pierre Ruffin’in16 kaleme aldığı eserlerde veya Fransa Devleti’ne ilettikleri rapor ve mektuplarda bulunmaktadır17. Baron de Tott ve Pierre Ruffin gibi iki önemli diplomatın aylarca Bahçesaray’da, Kırım hanlarının çevresinde bulunmaları, Tott’un doğrudan Fransa Savaş ve Dışişleri Bakanı olan Choiseul tarafından, Rufin’in ise İstanbul’daki Fransa Büyükelçisi Kont de Vergennes tarafından görevlendirilmesi, Fransa’nın bahsi geçen dönemde Kırım Hanlığı üzerinden coğrafyanın stratejik konumunun hassasiyetine ilgisini ifade etmektedir.18 Karadeniz ve Rus pazarına açılmak isteyen Fransa Devleti’nin, Karadeniz’in muhafızı konumunda bulunan Kırım Hanlığı’ndaki temsilcileri, Han ve devlet ricali ile sohbet ortamlarına girerek siyasî ve ticarî bilgiler elde etmiş ve Fransa Dışişleri Bakanlığı’na raporlamışlardır. Fransa Devleti’nin Kırım Hanlığı nezdindeki temsilciliğinde yaptığı bu güçlü değişiklik Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından izlenen yeni politikanın en önemli adımlarından biridir. Kırım’a asker kökenli bir büyükelçinin atanması, çatışmaların savaşa evrileceğinin göstergesi olmuştur [6, s. 19–21].
Osmanlı Devleti, Karadeniz ve Doğu Avrupa’da önemli bir siyasi güce sahip olan Kırım Hanlığı'nı himayesine aldıktan sonra Karadeniz’in mutlak hâkimi olmuş, kuzeydeki ülkelere dair politikalarını Kırım Hanlığı üzerinden sürdürmüş, çoğu zaman da bu işleri ona havale etmiştir. Kırım Hanlığı aracılığıyla kuzeyi, doğuyu ve batıyı kontrol altında tutmuş, başkente gelecek herhangi bir saldırıyı kaynağında yok etmiştir. Bunu yaparken de Hanlığı kuzeyden gelecek tehlikelere karşı korumayı kendine görev edinmiştir. Hanlık ile Osmanlı Devleti arasındaki karşılıklı ilişki, Osmanlı Devleti’ne doğuda ve batıda kendinden emin adımlar attırmıştır. Osmanlı Devleti, Karadeniz’in, etki alanının ve ticaret rotalarının güvenliğini ön plana almıştır. Hanlığın, Lehistan ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri ile kurduğu ticaret ağının Osmanlı topraklarına uzanması, özellikle İstanbul’un iaşesinin sağlanması açısından hayati önem taşımıştır. Kırım Hanlığı, XVIII. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nin kuzey sınırını teşkil etmiş, Karadeniz’i Rus yayılmacılığına karşı korumuştur [16, s. 26, 46–47, 49–50]. Kuzeyde ve Doğu Avrupa’da meydana gelen olaylar Kırım Hanlığı tarafından takip edilmiş, gerekli müdahaleler Kırım hanlarına ihale edilmiştir.
Bu açıdan bakıldığında, Lehistan’da 1764’te başlayan, 1767 yılında iç savaşa evrilen çatışmalar haliyle Kırım Hanlığı’nı doğrudan ilgilendirmiştir. Maksud Giray Han, tahta çıktığında ilk iş olarak Varşova’ya mutemed bir adam göndermiş, olan biteni Babıâli’ye bildirmiştir. Babıâli, Lehistan’dan gelen haberler üzerine İstanbul’da bulunan Rus maslahatgüzarı Obreskov’u çağırarak nota vermiş, Lehistan’daki Rus askerî varlığının bir an önce sonlandırılmasını istemiştir [8, s. 281–282]. Babıâli, meselenin ortaya çıktığı andan beri Kırım, Eflak ve Boğdan yöneticilerine emirler göndererek herhangi bir müdahalede bulunulmamasını tembihlemiştir [32, s. 73]. Barışın devamlılığını kendi çıkarlarına uygun gören Babıâli, meseleye tepkisini diplomatik yollarla göstermeyi sürdürmüştür. Maksud Giray Han, başlangıçta olaylara Babıâli’nin müsaade ettiği kadarıyla dâhil olurken Fransa Devleti’nin Kırım Hanlığı’na gönderdiği büyükelçi Baron de Tott ile tercümanı Pierre Ruffin tarafından bağımsız hareket etmeye teşvik edilmiştir. Han, Tott’un Lehistan’daki Rus işgaline karşı çıkılması yönündeki ısrarlarına rağmen, barış döneminde bulundukları için talep edilmediği sürece Rusların Lehistan’daki faaliyetlerini Osmanlı Padişahı’na şikâyet etmekten geri durduğunu ifade etmekteydi. Bu tür şikâyetlerin huzur bozucu olduğu ve azledilmeyle sonuçlandığı bilinmekteydi. Dolayısıyla Han, Lehistan konusunda elinden geleni yapmaya hazır olduğunu belirtiyor ancak Osmanlı Padişahı’nın harekete geçirilmesini İstanbul’daki Fransa Büyükelçisi Vergennes’e havale ediyordu. Han ayrıca, Lehistan’ın kendisinden resmî bir talepte bulunması durumunda Varşova’ya gönderdiği elçisine söz konusu talebi kabul etmesi için tam yetki verdiğini ifade etmekteydi [35, s. 77]. Tott, anılarında Han’ın kendisini yakın çevresine dâhil ettiğini, akşam sohbetlerinde Han, Nureddin Sultan19, Kaya Mirza20, Kadıasker21 ve Han’ın önemsediği birkaç mirza ile bir arada bulunduğunu yazmaktadır [3, s. 161–162]. Maksud Giray Han, Tott ile gerçekleştirdiği özel sohbetlerde sık sık Lehistan’da yaşanan olaylara ve Avrupa devletlerinin mevcut durumlarına dair onun bilgilerine başvurmuştur [35, s. 76–79]. 30 Ekim 1767 günü Bahçesaray’a gelen bir ulak, Babıâli’nin Maksud Giray Han’dan Lehistan’da olup bitenler hakkında acil bir rapor istediğini bildirmiştir. Bunun üzerine Han, divan efendisini22, Tott’un vereceği bilgiler ışığında bir rapor hazırlamakla görevlendirmiştir. Divan efendisi Tott’u davet etmiş, II. Stanislaw August Poniatowski’nin Lehisan kralı seçilmesinden bu yana yaşanan hadiselere ve Rusya’nın müdahalelerine dair özet bilgi istemiştir. Tott’un verdiği bilgiler Ruffin tarafından Türkçeye tercüme edilerek Babıâli’ye gönderilmiştir [35, s. 83]. Bunun yanı sıra Maksud Giray Han, Tott ile yaptığı sohbetlerde kendisinden edindiği bilgileri İstanbul seyahatinde Osmanlı padişahına ileteceğini söylemektedir [35, s. 82]23.
Baron de Tott ile Pierre Ruffin Maksud Giray Han’ı Lehistan hakkında sürekli bilgilendirirken, Babıâli’de bulunan yabancı elçiler de Osmanlı Devleti’ni Lehistan’daki olaylara dâhil etmek ve tam aksine olaylardan uzak tutmak üzere iki gruba ayrılmışlardır. Fransa ve Avusturya elçileri Babıâli’yi harekete geçmeye teşvik ederken, Rusya ve Prusya elçileri ılımlı açıklamalar yaparak sakinleştirme yoluna gitmişlerdir [29, s. 42]. Babıâli’de elçilikler üzerinden yürütülen güç mücadelesi Kırım Hanlığı’na da yansımıştır. Rus sınırlarında artan şikâyetler üzerine Aralık 1767’de Kiev Generali tarafından Bahçesaray’a bir Rus elçisi gönderilmiştir. Kiev Generali’nden bir mektup getiren elçi, Rusların Kırım’da konsolosluk kurma taleplerini24 Maksud Giray Han’a iletmiştir. Baron de Tott’un aktarımına göre Han’ın üslubunun sertliği dikkat çekicidir. O, iletilen talebi sert bir dille reddetmiş, elçiye yaptığı açıklamada ise Kırım’da konsolos bulundurma ayrıcalığının yalnızca Fransa Devleti’ne ait olduğunu, diğer devletlerin böyle bir hakkı olmadığını net bir şekilde ifade etmiştir [35, s. 81–82]25. Tott’un mektuplarında Fransa Dışişleri Bakanı’na aktardıklarına göre –bu bilgilere güvenecek olursak– Babıâli’nin elçileri eşit mesafede tuttuğu26, ancak Bahçesaray’daki Fransız temsilcilerin diğer devletlerin temsilcileri karşısında ayrıcalıklı bir konumda bulunduğu söylenebilir.
Lehistan’daki Rus karşıtları, sonra Bar Konfederasyonu adıyla anılacak olan bir komite oluşturarak Kırım Hanı’na gizlice bir elçi gönderirler. Gönderilen elçi, Podolya sınırlarında bulunduğu sırada Rus askerlerinin takibine düşer, yakalanmamak için kimlik belgelerini yaksa da fayda etmez ve burada kısa süreliğine tutuklanır. Ardından serbest bırakılan elçi Podolya Psikoposu’na ulaşarak durumunu anlatınca Piskopos Cervogrod şehrinin hazinedarı Mösyö Makowitski’yi elçilik ile görevlendirir. Makowitski, 14 Şubat 1768 tarihinde Maksud Giray Han’a ithafen yazılan bir mektup ile Bahçesaray’a gelmiştir. Makowitski’nin Bahçesaray’a gelişi, Bar Konfederasyonu ile Kırım Hanlığı arasındaki ilk temastır ve haliyle elçinin resmî görevi olmadığından statüsü de Maksud Giray Han’ın inisiyatifine bırakılmıştır. Makowitski’nin getirdiği mektupta iletilen taleplerden biri Han’ın Lehistan’a bir bakan göndermesiydi ki Rus Çariçesi II. Katerina’nın Varşova’da görevlendirdiği Repnin gibi bir askeri birliğe sahip olmalıydı. Bunun için gerekli olan on bin Tatar askeri Makowitski’nin diğer bir talebiydi. Makowitski ayrıca maddî altyapı için piskoposlar tarafından fonlar kurulduğunun garantisini vermekteydi. Ancak Maksud Giray Han, Babıâli’den gelecek emre göre hareket edecekti, dolayısıyla elçinin bir süre Bahçesaray’da beklemesini istemişti [35, s. 93–94]. Bu süreçte Baron de Tott, Makowitski ile sık sık görüşerek fikir alışverişi yapıyordu. Makowitski kendisi için bir tercüman talep ettiğinde Tott, Ruffin’i önermişti. Ancak Makowitski, Fransa ile Lehistan arasında imzalanan bir anlaşmayı gerekçe göstererek, söz konusu anlaşmaya göre Fransa’nın Lehistan’ın içişlerine müdahale etme hakkı olduğunu, dolayısıyla Fransız tercümanı kabul edemeyeceğini belirtmiş, onun yerine Müslüman bir tercüman kullanmayı talep etmiştir [35, s. 105]. Ayrıca Baron de Tott, Makowitski’ye Bahçesaray’da nasıl davranması gerektiği ve başına gelebilecekler konusunda bilgiler veriyordu. Nitekim söz konusu elçilik Kırım Divanı’nı ikiye ayırmıştı. Kadıasker, Makowitski’ye elçi unvanı verilmesine taraftar değildi. O, elçi heyetinin cılızlığından yakınıyor, binlerce kişilik maiyet ile yapılan sefaretleri örnek gösteriyor, Tott’un tabiriyle hediye almadan susmak bilmiyordu. Buna karşılık Müftü Efendi Divan’da Kadıasker’e sesini yükseltiyor, zulme karşı yardım bekleyen mazlumların, sahip çıkılmayı zengin kervanlarla gelenlerden daha fazla hak ettiklerini savunuyordu [35, s. 99]. Kırım Hanı ise uzun bir süre tedirginlik içerisinde Babıâli’den cevap beklemekteydi. Babıâli’nin bu sessizliği Makowitski’yi yıldırmış olmalı ki gelecek cevabı beklemeden Han’ın Bar Konfederasyonu için kaleme aldığı bir mektup ile Bahçesaray’dan ayrılmıştır. Bahçesaray’da bulunduğu sırada Bar Konfederasyonu hakkında Tott’a sunduğu asılsız27 bilgiler ciddiye alınmamıştır. Bunun yanında Ruffin ile Tott’un arasını açacak cümleler sarf etmesi ve sefaretinin başarısızlığını Tott’un üzerine yıkmasının altında Fransa Lehistan çatışması olduğu görülmektedir.
Lehistan’da Katolik muhalefetin oluşturduğu Bar Konfederasyonu üyeleri ilerleyen günlerde Rus ordusunun sert müdahalelerine maruz kalmış, tutuklanmaktan kurtulabilenler kaçıp Boğdan sınırına iltica etmişlerdir. Boğdan’a ulaşan Lehlilerin arasında Konfederasyon’un baş yöneticileri Potocki ve Kasinski de bulunmaktaydı. Kaçakları takip eden Rus generali Boğdan sınırını ihlâl etmiş, bunun üzerine İstanbul’daki Rus elçisi Babıâli’ye çağrılmıştır. Babıâli’den Boğdan Voyvodası’na giden emirler bundan böyle kendisine sığınan Lehlilere sahip çıkması yönündeydi. Osmanlı Devleti’nin bu hareketi, çatışmaları Osmanlı Lehistan sınırına taşıyacak, Ruslara karşı açık bir meydan okumaydı. Nitekim ardından gelişen olaylar da savaşın ilk kıvılcımları olmuştur [8, s. 288].
Temmuz 1768’de Rus zulmünden kaçan bir grup Lehli, Aksu Nehri kenarındaki Uman Kalesi’ne sığınmış, ancak kaleyi kuşatan Rus birlikleri tarafından katledilmişlerdir. Katliamdan kurtulabilenler Kırım Hanlığı sınırındaki Balta Kasabası’na iltica etmişlerdir. Lehliler Balta’ya yerleşemeden ardlarından gelen Rus birliklerinin saldırısına uğramış, kasabanın voyvodası askerleriyle beraber Ruslara karşı çarpışmıştır. Kossakların da aralarında bulunduğu Rus birlikleri binlerce insanı katletmişlerdir. Olaylar Bahçesaray’da duyulmuş acilen Babıâli’ye bildirilmiştir. Maksud Giray Han, olaylardan birkaç gün sonra bir sohbetinde Tott’un “efendim pâdişâhım bu vakitlerde sizin sınurunuzda zuhûr iden vak‘ayı çoktan efendimize ahbâr ve inbâ eylemeğe cesâret itmişdim lâkin o kadar sözümüze i‘timâd kılmadınız” şeklindeki sözlerine üzülerek “kim inanmadı Devlet-i Aliyye i‘timâd kılmaz oldu yohsa ben inandım ve siz söylemezden mukaddem dahi olacağını bilirdim ammâ Moskov Devleti’nin bu fuzûl rütbesine cüzvî zamân içinde erişeceğini zan itmez idim” diye cevap vermekteydi [25, s. 29; 6, s. 100]. Tott’un “hadiseyi Devlet-i Aliyye’ye bildirmediniz mi” sorusuna kızmış olacak ki “ya ne zaman Devlet-i Aliyye’ye haber virmekden hâlî oldum ki bu mühim maslahatı ifhâm itmede taksir itmiş olam lâkin ne fâ‘ide Devlet-i Aliyye büyük devletdir ama ağırdır vallah kımıldanmaz” şeklinde cevap vermekte, Osmanlı Devleti’nin meseleye kayıtsız kaldığından yakınmaktaydı [25, s. 36].
Kırım devlet ricali, Balta’da yaşanan olayları Rusların oyunu olarak görmekte, Kırım Hanlığı’na bir zarar geleceğini düşünmemekteydiler. Hatta Kadıasker Efendi, Tott ile sohbetinde “göreceksin Konsol Beğ Balta vaka‘sı karaltı dedikleridir lâkin Han pek korkdu böyle şeyi aslâ görmediğinden havfa düşdi” demekte, Han’ın yersiz korkuya kapıldığını iddia etmekteydi. Zamanla çeşitli söylentiler ortaya çıkmış, Bahçesaray’a ulaşanlar devlet ricali tarafından tartışılmıştır. Söylentiler Balta Kasabası’nı basan Rus Generali’nin üzerine yoğunlaşmıştır. General’in Yaş şehrinin yöneticisine bir mektup gönderip, kaçkınlara sahip çıkarsa askerleri ile şehri basacağını ve onları geri alacağını bildirdiğine dair söylentiler üzerine Han söze girip “ammâ bunu idemez zîrâ Devlet-i Aliyye buna bir vechle kâ‘il olmaz Boğdan re‘âyâsı haracgüzârdır hazîne-i ‘âmireyi doldurur bir halk olmağla Devlet-i Aliyye anların zararlarını istemez Tatar ise Devlet-i Aliyye’ye bir pâye virmez belki andan ‘ulûfe alur bir kavm olduğundan Devlet-i Aliyye’nin buna meyl ve muhabbeti yokdur” demiştir. Ardından Tott söz alıp “benim efendim Tatar kavmi Devlet-i Aliyye’nin haracgüzârı değilse bâri bekçisidir hazînesini doldurmaz ise döğünmemesine28 mâni‘ olur” şeklinde cevap vermiştir [25, s. 55–58]. Balta olayları üzerine sohbet devam ederken Lehistan’dan doğru bilgi almak için Tott’un adamlarından birinin Varşova’ya gönderilmesine karar verilmiştir.29
Lehistan’daki Rus elçisi Repnin, Osmanlı Padişahı ve Kırım Hanı’nın mektuplarını eline geçirdiğini duyurmaktaydı. Repnin’e göre Padişah ve Han, söz konusu mektuplarda Ruslar ile Lehliler arasındaki meseleye karışmayacaklarını beyan etmekteydi. Repnin, mektupların içeriklerini bu şekilde ifşa ederek Leh halkının yardım görme ümitlerini tüketmeyi amaçlamıştır. Aslında zikrolunan mektuplar, Maksud Giray Han tarafından Şubat ayında Kırım Hanı’nın huzuruna gelen Bar Konfederasyonu elçisi Mösyö Makowitski’ye Bahçesaray’dan ayrılırken verilmiştir. Repnin tercümesi anlaşılmayan mektupların manasını bir şekilde çarpıtmaktaydı. Han, “hakîkat hâl giden boyara virdiğim mektûb bulaşık su palûzesine benzer idi ne yapmalu idi imdâd virdim size disem elimden gelmez bir şeydir deyü size bir dürlü mu‘âvenet itmem de söylesem şânıma düşmez bir söz olur deyü an-kasîd şöyle bir karaku cevâb virmişim ki bir şey eklenmesün (anlanmasun)” sözleriyle zikrolunan mektupları bilerek anlaşılmayacak halde yazdığını itiraf etmiş ve sebebini açıklamıştır [25, s. 72–74].
Maksud Giray Han, kendisine sığınan Lehlileri koruma altına almak istediğini her fırsatta belli ediyor ancak Osmanlı Devleti’nin sessizliğinden de çekiniyordu. Bender Paşası’nın topraklarına sığınan Lehlileri Balta’ya geri döndürdüğüne dair söylentiler duyulduğunda “ondan bellü olur ki Devlet-i Aliyye müttefiklere emân virmeğe bile cesâret itmez pes anların bi’l-cümlesi benim üzerime düşer” diyerek kendini bu konuda sorumlu tutmaktaydı [25, s. 60]. Bir başka söylentiye göre ise Babıâli, Boğdan Beyi’ne bir zaim göndererek kaçkınları Ruslara teslim etmesini emretmekteydi. Tott, Babıâli’nin bu şekilde hareket etmeyeceğini belirtirken Han, İsveç Kralı’nın Osmanlı Devleti’ne sığındığında yaşanan olayları örnek göstererek böyle bir emrin ihtimal dâhilinde olduğunu ifade etmiştir [25, s. 75–76]. Venedik, Nemçe ve Fransa devletlerinin birleşerek Lehlilere yardım edeceğine dair yayılan haberler Han’ın kulağına kadar gelmiş, o da aslını öğrenmek için Tott’a sormuştur. Tott, “benim efendim Venedik bir küçük cumhûrdur böyle umûr-u mühimmeye karışması ne münâsebet ile olur evvelâ bir büyük devlet idi ammâ Devlet-i Aliyye vura vura anı pek küçük idüb nişân-ı aslîyesinde tasvîr olunan kanadlu arslanın kanadını pek kısaltmışdır şimdi bu havalarda uçmağa mecâli yokdur” şeklindeki sözleriyle Venedik’in bu işe karışamayacağını Nemçe ve Fransa arasında ise herhangi bir ittifaktan haberdar olmadığını belirtmiştir [25, s. 78].
Babıâli’den Kırım Hanı’na gelen bir Tatar Ağası’nın getirdiği mektuplara göre Rus generali, Hotin Paşası’na ve Boğdan Beyi’ne; Lehliler ile aralarında mezhep kavgası bulunduğunu, Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı’na asla düşmanlık gütmediklerini dolayısıyla rahat ve huzur içinde bulunmalarını belirten mektuplar göndermiştir. Babıâli, söz konusu mektuplardan haberdar olur olmaz harekete geçmiş, zikrolunan yöneticilerine Rusların sözlerine aldanılmamasına, sınırların dikkatle korunmasına ve Varşova’ya adam gönderilip durumdan haberdar olunmasına dair emirler göndermiştir. Tatar Ağası’nın getirdiği mektuplarda Kırım Hanı’na gönderilmiş emirler de bulunmaktaydı. Rus generalinin Boğdan Beyi’ni tehdit etmesi üzerine Kırım Hanı’ndan Boğdan’ı korumak için Kışla Serasker Sultanı’nı30 görevlendirmesi istenmiştir [25, s. 89–91].
Maksud Giray Han’ın, Balta’da yaşanan olayları Babıâli’ye bildirmek üzere gönderdiği Said çukadar31, 25 Temmuz 1768 günü Bahçesaray’a dönmüş, beraberinde Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi’nden Baron de Tott’a birkaç mektup getirmiştir. Zikrolunan mektuplara göre Lehistan’da Deli Boyar adıyla ünlenmiş olan Potocki32, Ruslar ile giriştiği mücadelede mağlup olup Boğdan taraflarına kaçmış, daha sonra geri dönerek tekrar Ruslara saldırmış ve önemli zaferler elde etmiştir [25, s. 76–77]. 29 Temmuz 1768’de Bahçesaray’a gelen bir Leh boyarı, Hotin ile Mohilev arasındaki bir köyde çadır kurup yerleşen iki bin Lehli tarafından gönderildiğini belirtmekteydi. Boyar, içlerinde Potocki’nin33 de bulunduğu üç büyük boyar tarafından imzalanmış bir mektubu Kırım Hanı’na sunmuştur. Mektubu kaleme alan boyarlar, Hotin şehrinden dört saat mesafede bulunduklarını, Rus zulmünden kaçtıklarını ve Kırım Hanı’ndan yardım istediklerini belirtmekteydiler [25, s. 94]. Mektubu getiren Leh boyarı, Lehlilerin Kırım Hanı’ndan dört bin nefer Tatar askeri istediğini, ancak askerleri Ruslara değil, kendi kossaklarına34 karşı kullanacaklarını ifade ederek, Han’ın her ne talebi olursa kabul edeceğini belirtmekteydi [25, s. 99, 106].35 Han, Lehistan gibi büyük bir memleketin birçok kez altı yüz bin kişilik ordular kurduğu halde şimdi kendi asilerinin isyanlarını bastıracak güce bile sahip olamayışına hayret etmekteydi. Lehlilerdeki güçsüzlüğü “Lehlü pek fuzûl olmuş ve fuzûl olan yiğid değildir ve fuzûllüklerine delil istersen anların kılıçlarına bak kabzası gümüş altındandır ammâ demirine baksan on pâreye değmez bir şeydir” sözleriyle ifade ediyor, ancak yine de bir memleketi korumanın zor bir husus olduğunu belirtiyor ve Lehlilere bu konuda hak veriyordu [25, s. 107].
Maksud Giray Han’ın Varşova’ya gönderdiği Karabet adındaki hizmetkâr 2 Ağustos 1768 günü Bahçesaray’a dönmüştü. Hizmetkâr, Podolya semtine varıp Fransa elçisini bulamamış, bir iki gün burada beklemesine rağmen elçi gelmemiş, ardından Bar Konfederasyonu ordusunun Hotin ve Mohilev arasında bulunduğunu öğrenince Turla Suyu’nu geçip orduya ulaşmıştır. Bar Konfederasyonu ordusu, Hotin’den dört veya altı saat uzaklıktaki Liyenoviliş adındaki Libka köyünde çadır kurmuştu. Hizmetkâr, burada ordunun başbuğu ve mareşali olan Potocki ile görüşmüş, Fransa elçisinin akıbetini öğrenmiştir. Fransa Devleti tarafından Bar Konfederasyonu’na gönderilen elçi Taules de Domecq, Bar şehrinde bulundukları günlerde bir ay kadar Potocki’nin yanında konaklayıp, Potocki Ruslara mağlup olunca Beç tarafına firar etmiştir. Potocki ile ikinci mareşâl Pulovski, Kırım Hanı’ndan talep ettikleri askerî yardımı hizmetkâr ile yinelemişlerdir. Ayrıca İstanbul’daki Fransa Büyükelçisi’ne hitaben bir mektup yazarak hizmetkâr aracılığıyla Baron de Tott’a göndermiş, Tott’tan mektubu İstanbul’a ulaştırmasını rica etmişlerdir [25, s. 110–111, 123–124].
Baron de Tott, 3 Ağustos 1768 günü Kadıasker Efendi ile görüşüp, İstanbul’dan kendisine bir mektup geldiğini, anlatılanlara göre Babıâli’de sefer söylentileri dolaştığını bildirmiş, aslını sormuştur. Kadıasker Efendi, Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı sefer açabileceğini ön görmüyordu, bu sebeple olacak ki Tott’a verdiği cevabında “gerçek böyle bir sıyt u sedâ çıkmışdı lâkin aslı yok Konsol Beğ Devlet-i Aliyye karaltı gösteriyor yohsa döğüş sefer ne olduğun unutdu” demiştir [25, s. 125–126].36
Ağustos 1768’de Yedisan Nogayları, Rusların sınırlardaki katliamlarından dolayı korkuya kapılıp ayaklanmışlardı. Nogayların isyanı Kırım cephesinde Maksud Giray Han’ın azledileceğinin alameti olarak görülmekteydi. Nitekim Babıâli savaş dönemlerinde Kırım tahtında bulunacak hanların Nogaylar tarafından kabul görmesine dikkat etmekteydi.37 Savaş içerisinde önemli bir mevkide bulunan Nogaylar’ın hoşnutsuzluğu savaşların seyrini değiştirebilirdi. Dolayısıyla Müftü Efendi, Nogay hareketinin Maksud Giray Han’a karşı geliştiğinden şüphelenmiş, isyan hakkında İstanbul’dan haber alabileceğini düşündüğü Tott’a danışmıştır. Ruffin’i konağına davet etmiş, sohbet ettikleri esnada “Konsol Beğ’e bir su‘âlim vardur ben ana bir şey gizlemediğim gibi ol dahi benden gizlemeyeceği me‘mûlümdur” diyerek Tottt’a iletmesi için “Rumeli semtinde ne var ne yok Han efendimizin hakkında bir tebdîlât zuhûr ider mi ana ne yazarlar” şeklinde bir soru yöneltmiştir. Tott ise cevabında “Cedisan Nogayların hareketi Devlet-i Aliyye’nin mesmû‘ olunca ihtimâldir ki biraz vesveseye girile eğer Nogayân-ı mezbûrânın hareketleri geçenlerde Balta semtinde vaki‘ olan mâcerâdan ötürü olsa febiha ve ni‘am sefer haberi anlara yetişince atdan düşerler de bir şey olmaz lâkin hareketlere bâ‘is olan bir gayrı madde olsa iş içinde iş olur da Han efendimiz içün bir korkulu maslahat olur” demekteydi [25, s. 127–128]. Müftü Efendi, görevinde kalabilmesi için tahta çıkacak olan yeni hana bir mektup yazmayı planlamaktaydı. Bu sebeple Tott’dan bir an önce İstanbul’daki büyükelçiye yazmasını ve yeni hanın kim olduğunu öğrenip kendine bildirmesini istemiştir [25, s. 131–132].
Yedisan Nogayları’nın isyanı Maksud Giray Han’ın gönderdiği kapucubaşısı aracılığıyla sona erdirilmiştir. Nogayların ileri gelenleri bir yere toplanıp kapucubaşı ile görüşmüşlerdir. Nogay ahalisi, Ruslardan korktukları ve Lehliler gibi mezalime uğramaktan çekindikleri için atlandıklarını ifade etmişlerdir. Kapucubaşı, Osmanlı Devleti’nin Rusları kan akıtmaksızın bertaraf edeceğini, bu sebeple korkulacak bir şey olmadığını belirterek Nogayları teskin etmiştir. Sınır bölgelerinin güvenliği için Nogayları teşkilatlandıran Kapucubaşı, ahaliden ileri gelenlerin Han’a tabiiyetini bildirdiği mektuplarla beraber Bahçesaray’a dönmüştür. Böylelikle Nogaylar, Lehistan’daki meselelere karışmayacaklarını, Aksu nehri kenarında belirli mesafelerle karakollar kurup, her karakolun üzerine bir mirzayı tayin etmek suretiyle bölgenin güvenliğini sağlayacaklarını taahhüt etmişlerdir [25, s. 137–139].
Maksud Giray Han, 5 Ağustos 1768 günü konağına gelen Baron de Tott ile sefer söylentilerini tartışmaktaydı. Tott, aldığı haberlere göre Babıâli’nin sefer hazırlığı38 yaptığını Han’a iletmiştir. Han, Tott’un aktardığı haberler üzerine “Devlet-i Aliyye’nin sefer-i hümâyunu olacak vakitde dâ‘imâ kışın Tatarlara izn virirlerdi de Kırım Hanı pîşîn Akkirman’a39 çıkardı” demekte, kendisinin de İstanbul’a davet edileceğini düşünmekteydi [25, s. 131–134].40
Rusya’ya karşı sefer açmaya niyetlenen Osmanlı padişahı, önce İstanbul’daki barış yanlısı devlet ricalini tasviye etmiş, ardından Kırım Hanlığı’nda değişiklik yapma gereği duymuştur. Padişah, Kırım Hanlığı’nda savaşı idare edebilecek cesur bir han görmek istemekteydi. Dolayısıyla savaş ilanının akabinde Maksud Giray Han’ı da azlederek onun yerine sabık hanlardan Kırım Giray’ı han tayin etmiştir.41 18 Ekim 1768 günü akşam saatlerinde Han’ın azledildiği haberi Bahçesaray’a ulaşmıştır [35, s. 178]. Maksud Giray, azledildikten sonra Rumeli’deki çiftliğine gönderilmiş42, Şubat 1769’da ise Ağrıboz’a sürülmüştür43. Zikrolunan sürgünün ardında Kırım Giray Han’ın Rusya’nın güney kısımlarına yaptığı akın ve çapul harekâtının yattığı düşünülebilir. Kırım Yarımadası’ndan topladığı büyük bir ordu ile yola çıkan Han, Bahçesaray’ın boş kalacağını bildiğinden dolayı kendisine karşı bir komplo kurulmasını engellemek istemiş olabilir. Nitekim Kırım Giray Han zikrolunan seferde vefat etmiş, halefi IV. Devlet Giray döneminde, Maksud Giray affedilmiş, 17 Temmuz 1769 tarihinde Rumeli’deki çiftliğine geri dönmesi kararlaştırılmıştır44.
Osmanlı ve Kırım kroniklerinde genellikle korkaklıkla itham edilen Han’ın azlediliş sebebi Halim Giray’ın Gülbün-ü Hânân eserinde rical-i kıtalden olmayışı olarak ifade edilmiştir [14, s. 101]. Pierre Ruffin’in günlüğünde aktardığı üzere, 28 Temmuz 1768 günü Baron de Tott ile beraber ziyaret ettikleri Kadıasker Efendi’nin sohbet esnasında sarfettiği; “Han çok akıllı ve okumuş olduğundan ba‘zı husûslarda pek korkak olub Rumeli’de iken Arslan Giray’ın Kırım Giray’ın ve Selim Giray’ın ve sâ‘ir eslâf-ı kirâmlarının evzâ‘ ve hareketlerini yazub Devlet-i Aliyye bunu pesend idüb anı zemm itmiş deyü cümlesini silk-i tahrîrine geçirmiş ve ana göre ‘amel ve hareket ider yazılmamış şey zuhûr itse pek vesveseli olduğundan ne yapacağını bilmez benden sorar” ifadeleri, Han'ın tutum ve davranışlarının altında yatan sebepleri açıklamaktadır [25, s. 88]. Tott ise, Bahçesaray’dan aktardığı ilk izlenimlerinde Han’ın kendini saraya hapsettiğini ve haremi dışında hiçbir işle meşgul olmadığını vurgulamaktadır [35, s. 74].
Kırım Eylül 1769’da Ruslar tarafından işgal edilince Bahçesaray’daki hükümet feshedilmişti. Osmanlı Padişahı III. Mustafa, Kırım’ı tekrar kendine bağlama ümidiyle Tatar sultanlarını Davud Paşa sahrasında toplamış,45 yapılan istişare sonucunda Selâmet Girayzâde Maksud Giray Kırım Hanlığı’na uygun görülmüş ve 1771’de ikinci kez hanlık makamına getirilmiştir. Han Kırım Girayzâde Baht Giray’ı kendine kalgay tayin etmiştir. Baht Giray, Osmanlı Devleti’nin yardımıyla “Kırım ahalisini kendülere celb ve Moskov ile olan mu‘ahedelerin tagyir ve varup Çerkes’i tahrik birle Kırım’a havale” ile görevlendirilmiştir. Maksud Giray Han, on bin kişiyi aşan Tatar ordusuyla Şumnu’ya gelmiş ancak Osmanlı ordusu askerlerinin bile iaşe zorluğu çektiği bir zamanda olunduğu için 14 Aralık 1771’de yanındaki dört oğlu ve maiyyetiyle Rusçuk’a gönderilmiştir.46 Burada yanındaki maiyyeti Osmanlı Devleti tarafından verilen tayinata kanaat etmeyerek fakir fukaranın mallarını gasp etmeye başlamıştır.47 Bunun üzerine mağdur olan köylüler durumu vezire bildirmişlerdir. Babıali’den Maksud Giray Han’a bir hatt-ı hümayun gönderilip, “Tatarlar din uğruna savaşmadıkları için Ruslar onların ata topraklarını işgal ettiler, eğer Tatar halkının gayretsiz davrandıklarını ve dünya malına meylettiklerini öğrenirlerse nasıl muamele edecekleri bellidir. Biz sizin ata topraklarınızı kurtarmanıza yardım ederken sizin tayinatımızla yetinmeyip askerlerinizle milletimizi soymanızın ne ile sonuçlanacağını bilmelisiniz.” denilerek Han’ın maiyetindeki Tatarlar kontrol altına alınmıştır [31, s. 84; 28, s. 564].48
Maksud Giray Han, Fokşan’da barış görüşmelerinin sürdüğü, Tatar askerleri ve mirzalarının Kırım’a dönmelerine izin verildiği sırada emrine beş yüz kadar asker alıp Rusçuk’tan çıkacağını, Niğbolu’daki birliklerle birleşip düşmana saldıracağını bildirmiştir49. Han’ın bu hareketinin barış görüşmelerini baltalayacağı bilindiği için geri dönmesi emredilmiştir [28, s. 564]. Barış müzakereleri olumlu netice vermeyince Maksud Giray Han’a bir nâme-i hümayûn gönderilmiş, Ruslarla anlaşma sağlanamadığı için savaşın devam edeceği ve işgal edilen arazilerin kurtarılması adına kendisine çok görev düştüğü bildirilmiştir50. Bükreş’teki müzakereler yarar sağlamayınca Kırım’dan gelen talepler üzerine sabık hanlardan Devlet Giray, çiftliğinden İstanbul’a çağrılmıştır [28, s. 565]. Kırım halkının canı ve malının selameti için Ruslarla sulhen bir anlaşma yapılmak istenmiş, ancak Ruslar’ın anlaşmaya uymamaları üzerine Karadeniz sahillerinden yirmi bin asker toplanıp Sinop’tan gemilerle Kırım’a geçirilmesi planlanmıştır. Canikli Ali Paşa’ya üç tuğ verilip Devlet Giray ile Kırım’a gönderilmesine karar verildi. Bu harekâtı haber alan Maksud Giray Han kendisinin halen han iken başka bir Tatar Sultanının Kırım’a gönderilmesine sitem etmiş, Niğbolu’yu51 muhafaza ettiği sırada habersiz bir şekilde maiyyetiyle birlikte Fındıklı’daki çiftliğine çekilmiştir. Düşmana mukabeleden geri durması azledilmesine sebep olmuş, önce Tırhala’ya sürgün edilmiş ardından affedilerek Samakov’a52, daha sonra da Tatarpazarı semtine gönderilmiştir [31, s. 102]. Hayatının geri kalanını çiftliğinde53 geçiren Maksud Giray, Eylül 1781’de yaklaşık altmış yaşlarında vefat etmiştir54.
Maksud Giray’ın Gelirleri: Kırım Hanlığı’nın yönetimindeki Cengizli Sultanlarının her biri gibi Maksud Giray Han’ın gelirleri de Osmanlı Devleti tarafından kendilerine tahsis edilen hasların mukataası mallarından karşılanmaktaydı. Maksud Giray’ın gelirlerine dair ilk belgeler Cengiz Sultanı unvanıyla anıldığı 1745 yılına dayanmaktadır. 13 Ağustos 1745 tarihli belgeye göre; Cengiz Sultanlarından Maksud Giray’ın salyanesi Eski İstanbulluk ve Garlıca hasları mukataası malından ödenmiştir.55 Maksud Giray, bunların yanında Edirne ve ona tabi hasların mukataası malından da gelir elde etmiştir.56 Selamet Giray’ın ölümüyle birlikte onun tasarrufunda bulunan Kütahya ve Karahisar-ı Sahip sancaklarındaki Menteşe ve ona tabi olan mukataalar 1751 yılında Maksud Giray’a tevcih edilmiş, vefatına kadar onun tasarrufunda kalmıştır57. İlerleyen yıllarda Maksud Giray’ın salyanesi İstanbul, Şumnu, Kefe, Yanbolu, Keremlioğlu gibi çeşitli mukataa ve gümrüklerin mallarından da ödenmiştir. Maksud Giray, gelirlerinin aksamaması için kendine tahsis edilen hasları korumuş58 gerektiği zaman Osmanlı Devleti’ne ricada bulunmuştur59.
2. Maksud Giray Han Dönemi Sosyo–Kültürel, Sosyo–Ekonomik Konuların Diplomatik Yönü
Katolik Ermeniler Meselesi: Maksud Giray Han, tebaasına da din ve ırk ayrımı yapmadan şefkatle yaklaşmıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Ermenilerin refahiyyeti için verdiği yarlıktır. Kırım Hanlığı içerisinde Ermeniler, Katolik ve gayrı mezheptekiler olmak üzere iki grup halinde yaşamaktaydı. Ekonomik olarak daha zayıf oldukları bilinen Katolik Ermeniler, gayrı mezhepteki varlıklı Ermeni gruplar tarafından ezilmekteydi. Kırım hanları, iki grup arasındaki asayişi sağlamak adına bir yarlığ-ı hakânî ihsan ederek Katolik mezhebindeki Ermenilerin hak ve hürriyetlerini koruma altına almışlardır. 1740–1743 yılları arasında görev yapan I. Kaplan Girayzâde II. Selim Giray’dan başlayıp 1768 yılına kadar tahta çıkmış olan Kırım hanlarının her biri zikrolunan yarlığa kendi mühürlerini basarak kabul etmişlerdir. 15 Temmuz 1768’de Pierre Ruffin ile Baron de Tott, Maksud Giray Han’ın huzuruna gelip sohbet ettikleri esnada Tott’un Han’dan bir ricası olmuştur. Ruffin’in günlüğünde, “Pes Konsol Beğ kalkub gitmezden evvel Katolik Ermeniler içün ötedenberü hanlar tarafper-i şerîflerinden virilegelen bir yarlığ-ı hakânî Maksud Giray Han efendimiz tarafından dahi mühürletmeye murâd idüb bu fakirin lisânıyla bu faslı söyledüb” ifadeleriyle aktardığı üzere Baron de Tott, Katolik Ermenilerin durumunu Han’a anlatıp selefleri gibi onun da bahsedilen yarlığa mührünü basmasını talep etmiştir. Maksud Giray Han, “ya böyle var mı nerede otururlar” diye sorduğunda Tott, “gerek Gözleve’de gerek Kefe ve Karasu’da seksen doksan mikdârı Katolik vardur efendimizin en vefâdâr re‘âyâları anlardır dâ‘imâ efendimizin ömr-ü devletleri devâmına du‘âcılardır” şeklinde cevap vererek Han’ı ikna etmiştir. Ertesi gün Han, zikrolunan yarlığı mühürleyip Ruffin aracılığıyla Tott’a ulaştırmıştır [25, s.62–64]. Yarlığ-ı hakanînin sureti;
Kırım adasının ‘umûmen harâcgüzâr olan Ermeniyân tâ‘ifesinin ak baş ve papas ve sâ‘ir rü‘esâ ve ehl-i tüccârdan misâfir ve sâ‘ir rencber Ermeniyân tâ‘ifelerine yarlığ-ı şerîf-i hanî budur ki öteden berü Ermeniyân tâ‘ifelerinin mezhebleri iki fırka olub biri Katolik öbürü gayrı mezheb olduğundan ol vechle gayri mezheb olanları Katolik olan Ermeniyân’a mücerred iktizâî nefsaniyetleri üzre icrâî garaz birle haliminde ifsâd ve gamz idüb her-bâr tahvîf ve dürlü dürlü cevr ve eziyyet ile kendülerini tazyîk ve gadr eylediklerinden nâşî Katolik olan tâ‘ifeler nâçâr (.) perâkende ve perişan ve bî-huzûr olduklarından pâdişâh re‘âyâları bî vech bu misillü azürde ve remîde olmağla zulm ve te‘addîlerini bu Katolik olan tâ‘ifelerinin üzerinden men‘ ü def‘ üzerimize lâzım olmağla hâl-i perîşânlarına merhameten yerlerine işbu yarlığ-ı baliğ sa‘âdet teblîğ-i hâkânî virdim buyurdum ki gerek Bağçesaray ve gerek Karasu ve Gözleve ve Kefe ve sâ‘ir Kırım içinde mevcûd olan Ermeniyân tâ‘ifeleri sizlerin meyânenizde bu misillü mezheb gavgasıyla birbirlerinizi ve bâ-husûs Ermeniyân olan Katolik tâ‘ifesini vechen mine’l-vücûh rencîde ve remîde eylediklerinize rızâmız yokdur ve ba‘de’l-yevm dahi tâ‘ife-i merkûmeye Katolik ve Frengsiz deyü hâkim ve zâbitlere gamz ve efsâd ile nizâ‘ ve fezâ‘larınız zuhûru malûmumuz olur ise muhkem haklarınızdan gelinür zecr ü nefy olunub zahmet çekersiz ve bundan sonra tâ‘ife-yi mezbûreye bir vechle dahl ve ta‘arruz itmeyesiz şöyle bilesiz.
Mühür Yerleri
[Selim Giray ibn Fetih Giray Han]
[Arslan Giray Han ibn Devlet Giray Han]
[Selim Giray İbn Selamet Giray] [Yanlış Kaplan Giray]
[Maksud Giray Han ibn Selâmet Giray]
[Kırım Giray İbn Devlet Giray]
Halim Giray mührü başka bir yer-i suretde basılmıştur
[Halim Giray ibn Saadet] [25, s. 65–67]
Maksud Giray Han’ın Katolik Ermenileri, gayrı mezhepteki Ermenilere karşı himaye etmesi, Baron de Tott ve Pierre Ruffin’in girişimleri sonucunda gerçekleşmiştir. Her ne kadar dinî bir mesele olarak görülse de siyasî boyutu dini boyutundan çok daha büyüktür. Zira Fransa’nın söz konusu hamlesi, Lehistan’da süregelen Katolik–Ortodoks çatışmasında, Fransa’nın Katoliklerin hamiliğini üstlenme gayretinin Kırım Hanlığı sahnesindeki nüshası olarak görülmelidir. Han, söz konusu onayı vererek, kendinden önceki üç selefinin yaptığını devam ettirmiş olsa da bu onay Fransa cephesinde Ruffin’in günlüğüne göre Tott’un başarı hanesine yazılmıştır.
Fransa Kralına Hitap Meselesi: Fransa Kralı tarafından Kırım Hanı Arslan Giray Han’a gönderilen Baron de Tott, Kral’ın Han’a yazdığı mektubu da beraberinde getirmekteydi. Tott Bahçesaray’a ulaşamadan Arslan Giray Han’ın ölüm haberini almış, Kral’ın emriyle mektubu Maksud Giray Han’a sunmuştur. Böylece Kral’ın mektubuna verilecek cevabı Maksud Giray Han belirleyecekti. Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan Tott’a gönderilen talimatlarda cevap mektubunun dikkatlice hazırlanması belirtiliyor, özellikle Osmanlı Padişahları’nın Fransa Kralları için kullandıkları unvanların mektupta bulunması isteniyordu [35, s. 80]. Tott, ayrıca Han’ın Fransa Kralı’na göndereceği mektupta, kendisinin Bahçesaray’daki hizmetlerinin beğenildiğini ve buraya gelişinden hoşnut olunduğunu belirtmesini istemiştir [25, s. 101–103; 35, s. 158]. Tott, Han’ın mektup meselesindeki isteksiz tavrını hissetmiş olacak ki Kadıasker, Müftü ve Büyük Ağa’dan Han’ı ikna etmek için yardım istemekteydi. Tott, İstanbul’dan örnek bir mektup getirterek Divan Efendisine sunmuştur. Söz konusu mektupta Osmanlı padişahları ile Kırım hanlarının Fransa Kralı’na “padişah” şeklinde hitap ettikleri görülmektedir. Mektupların Divan’da okunmasının ardından Han, “bir gavur krala nasıl padişah derim” diye hayıflanmaktaydı [25, s. 125–126]. Dolayısıyla Han, mektubunu Tott’un Kırım’dan ayrılacağı günlerde yazacağını belirterek onun istediği minvalde bir mektup yazmamış kısa zaman sonra da azledilmiştir [6, s. 58].
Ticarî Gelişmeler: Gümrük Vergi İndirimi ve Balıklava veya Gözleve’de Fransa’ya Gümrük Kapısı Açılması Talebi:
Fransızların Kırım ve Karadeniz havalisinin zengin ticaretine ortak olma çabaları Maksud Giray Han devrinde son noktasına ulaşmıştır. Han’ın yanında bulunan Fransız diplomatlar ticarî ilişkilerde de aktif bir rol almaktaydılar. Bu doğrultuda Baron de Tott’a verilen ilk ticarî emirlerden biri Tatarlardan Fransız süvari birlikleri için at temin edilmesi olmuştur. Tott, bu meseleyi Balta ve Tombasar kasabalarının voyvodası olan Yakup Ağa ile halletmek istemiştir. Ancak 1767 kışının sert geçmesi sebebiyle Nogay atlarının beslenememiş olması alışverişi geciktirmiştir [6, s. 48].
Fransız diplomatik misyonu uzun vadede Kırım Hanlığı ile doğrudan ticaret yapmayı, Fransa Devleti’ni Karadenize geçirerek Rusya ve Türkistan pazarına ulaşmayı amaçlamaktaydı. Fransız gemileri Karadeniz’e giremiyor, Fransız tüccarlar mallarını Osmanlı gemileri ile taşıyarak ticaret yapılabiliyordu. Baron de Tott, Kırım’daki görevinin ilk günlerinde ticaret meselesini Han’a açmıştır. Han, Fransız tüccarların Kırım’da ticaret yapmalarını istemekteydi. Tott ise ticaretin gelişmesi ve tüccarların teşvik edilmesinin Kırım Hanlığı ile Fransa Devleti arasında yapılacak karşılıklı anlaşmalarla mümkün olacağını belirtmekteydi. Kırım’a sokulan tüm ürünler Kefe Limanı’ndan giriş yapmakta, ağır vergilere tabi tutulmaktaydılar. Tott, bu durumu fark edince Han ile görüşerek Fransız malları için gümrük vergisini %2 oranında sabitlemek istemiştir. Han, Kefe gümrüğünün Osmanlı Devleti’nin kontrolünde olduğunu belirtince Tott, Kefe gümrüğü nazırına bir mektup göndermiş, Fransızların Kefe ve Kırım’daki ticarî işlerinin, sahip oldukları kapitülasyonlara göre düzenlenmesini talep etmiştir. Kefe’ye ulaşan ürünler için her gümrükte ayrı ayrı vergi talep edilmesi Fransızları yeni arayışlara sevk etmiştir. Fransa Dışişleri Bakanı tarafından Baron de Tott’a gönderilen talimatlarda Fransız ürünlerinin Kefe’den değil, Han’ın hâkimiyetindeki Balıklava ve Gözleve limanları üzerinden Kırım’a sokulması istenmiştir [6, s. 48–49]. Kırım hanlarının böyle bir yetkisi olmadığı gibi Kefe gümrüğünün gelirlerinin kesileceği göz önüne alınırsa Osmanlı Devleti’nin bu işe sıcak bakmayacağı açık olup, hatta Han’ın ihanetle suçlanarak azliyle sonuçlanması muhtemeldir.
Kırım hanlarının, doğrudan Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Kefe Gümrüğü’nde herhangi bir hakları bulunmamaktaydı. Ancak Osmanlı Devleti’nin Kefe’ye tayin ettiği nazırlar Kırım hanlarına yılda “on iki kese akçe-i rûmi60” vermekle yükümlü kılınmışlardır [25, s. 6]. Maksud Giray Han zamanında Kefe Gümrüğü61 nazırı olan Mehmed Ağa, zikrolunan meblağı vermekte gecikince Han ile aralarında bir gerginlik yaşanmıştır. Han’ın Kefe’ye gönderdiği Abdulkadir Çelebi, adamlarıyla birlikte gümrüğü basmış, yaşanan olaylar gümrüğün altı gün kapalı kalmasına neden olmuştur. Baskın sonucunda Nazır Mehmed Ağa Kefe gümrüğünü bırakıp kaçmış daha sonra Bahçesaray’a gelip Maksud Giray Han’dan af dilemiştir. Nazır Mehmed Ağa, affedilmesinin ardından can güvenliği bulunmadığı gerekçesiyle Kefe Gümrüğü’ndeki görevini bırakarak İstanbul’a dönmüştür [6, s. 49; 22, s. 197–198].
Sonuç. Osmanlı Devleti’nin kuzey sınırlarını teşkil eden, buradan Osmanlı topraklarına gelebilecek tehlikeleri önleyen Kırım Hanlığı, coğrafi bakımdan stratejik bir konumda bulunmuştur. Osmanlı Devleti, Hanlığın kendi çıkarlarına uygun yönetilmesini önemsemekteydi, dolayısıyla tahta çıkacak müstakbel hanları ve Hanlığın iç dinamiklerini kontrol altında tutmuştur. Zikrolunan müdahale Kırım Hanlarının mutlak bir sadakat ile Osmanlı padişahlarına bağlı kalmasını, başarısız görülen hanların kolaylıkla azledilmelerini beraberinde getirmiştir.
Kırım Hanlığı coğrafyasının stratejik önemi yalnızca Osmanlı Devleti için değil, Fransa Devleti için de dikkat çekiciydi. 1764 yılında Lehistan tahtına Rus destekli Ortodoks bir kralın seçilmesi, Avrupa’daki Katolik devletler tarafından endişe ile karşılanmıştır. Zikrolunan devletlerin başını çeken Fransa Devleti, dış politikasında değişikliğe giderek Rusya’nın batıya ilerleyişini durduracak bir Türk–Rus çatışması oluşturmak ve Osmanlı Devleti ile Rusya’yı birbirleriyle meşgul etmek üzerine bir politika benimsemiştir. Dolayısıyla Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın 1767 yılında Kırım’a asker kökenli güçlü bir temsilci olan Baron de Tott’u göndermesi, dış politikasını askerî çatışma üzerine kurduğunun kanıtıdır.
Maksud Giray Han, Kırım Hanlığı’nın Rus hâkimiyetine girmesinden hemen önce Osmanlı Devleti tarafından iki kez tahta çıkarılmış olsa da her ikisinde de azledilerek hanlıktan çekilmek zorunda kalmıştır. Han, özellikle Lehistan meselesinde, Bahçesaray’da bulunan Fransa Konsolos’u Baron de Tott tarafından yönlendirilmiştir. Tott, Han’ın Lehistan konusunda Osmanlı Devleti’ni etkilemesi, hiç olmazsa bağımsız bir politika izlemesi için çabalamaktaydı. Nitekim Han, Kırım devlet ricali ile görüşmekten imtina ettiği meseleleri Fransa konsolosu ile görüşmüş, tartışmış ve buna göre hareket etmiştir. Babıâli’de tüm temsilcilere eşit mesafede durulurken Bahçesaray’da Fransızların diğer temsilciler karşısında üstün olduğu görülmüştür. Ancak Fransız temsilciler nihai hedefte Fransa Devleti’nin politikasını gütmekteydi. Han, bu durumun bilincinde olup Fransız girişimlerine temkinli yaklaşmış, Ruslara karşı harekete geçmek için Osmanlı Devleti’nden gelecek emirleri beklemiştir.
Lehistan tahtında Rus destekli Ortodoks bir kralı istemeyen Katolik muhalifler Şubat 1768’de Bar Konfederasyonu adıyla birleşmiş, Kırım Hanı'ndan askerî yardım talep etmiştir. Maksud Giray Han, bir yandan Fransız temsilcilerin istekleri bir yandan Osmanlı Devleti’nin ilgisizliği arasında kalmıştır. Han, Rusya ve Fransa üçgeninde deyim yerindeyse adeta ateş çemberi içerisinde kalmıştır. Lehistan sınırından gün aşırı gelen saldırı haberleri ve yardım talepleri, Han’ın yanında bulunan Fransız temsilcilerin bekledikleri fırsatı doğurmuştur. Fransız temsilciler, Kırım Hanlığı’nın Babıâli’den bağımsız hareket etmesi için uğraşlarını hızlandırmış, Han’ı Ruslara karşı harekete teşvik etmişlerdir. Han, Lehistan’dan kaçıp kendi topraklarına sığınan Lehlilere sahip çıkmak istiyordu, ancak bu kararı kendi başına alacak kadar bağımsız olmadığının da farkındaydı. Sınırdan gelen haberleri vakit kaybetmeden Babıâli’ye bildiriyor ancak net bir cevap alamıyordu. Babıâli’deki barış yanlısı devlet ricali savaşa sebep olacak herhangi bir hamleden kaçınmaktaydı. Padişah III. Mustafa’nın barış yanlılarını tasfiye etmesinin ardından göreve gelen savaş yanlısı bakanların kurbanı olan Han, Rusya’ya karşı savaş ilan (Ekim 1768) edilmesinin akabinde, savaş ehli olmadığı gerekçesiyle azledilmiştir. Zikrolunan savaş sürerken tekrar göreve getirilen Maksud Giray Han, ikinci hanlık döneminde de savaşta yararlılık gösteremediği gerekçesiyle azledilmiştir.
Çalışmamız, Maksud Giray Han’ı, kişiliğini ve devlet yönetimini Fransa’nın Kırım Konsolosluk tercümanı Pierre Ruffin’in gözünden, Kırım Hanlığı’nın idare merkezi olan Bahçesaray’dan incelemiştir. Zikrolunan dönemde gelişen olayların Bahçesaray’a yansımalarını, Han’ın ve devlet ricalinin olaylar karşısındaki tepkilerini, fikir ve tutumlarını ortaya koymuştur. Han, görevde bulunduğu ilk dönemde (1767–1768), 1768–1774 Türk–Rus Harbi’ne gidilen sürecin baş aktörlerinden biri olmuştur. Fransa, Rusya ve Osmanlı Devleti üçgeninde siyaset geliştirmeye çalışan Han, Rusya’nın baskılarına maruz kalan, sıcak çatışmaların odak noktasında bulunan Kırım Hanlığı’nı tehlikelere karşı muhafaza etmenin yollarını aramıştır.
Maksud Giray Han’ın dönemi hakkındaki kaynakların kıtlığı genel kanıyı mevcut bilgiler üzerine yoğunlaştırmaktaydı. Dolayısıyla Kırım yerel kaynaklarında hakkında neredeyse hiç bilgi bulunmayan, Osmanlı kroniklerinde ise bir iki cümle ile geçiştirilen Maksud Giray Han, yeterince tanınmamış, Osmanlı vakanüvislerinin kendisine yakıştırdığı “korkaklık” yaftasıyla tarihe mâl olmuştur.
Maksud Giray Han’ın vesveseli mizacı kendi devrinde görevde bulunan Kadıasker Efendi’nin sözleriyle de delillendirilmiştir. Hatta Baron de Tott dahi ilk izlenimlerinde Han’ı hareminden dışarı çıkmayan biri olarak betimlemekteydi. Çalışmamızda Han’ın olaylar karşısında bahsedildiği kadar tepkisiz kalmadığı, her ne kadar Babıâli tarafından takip edilen barış politikasına uygun hareket etse de kendi politikasını icra etmeye gayret gösterdiği görülmektedir. Buna rağmen Han’ın Babıâli karşısında göstermiş olduğu sadakat, onun savaş aleyhtarlığıyla ve cesaretsizlikle suçlanmasına neden olmuştur.
Fransa Devleti, temsilcileri aracılığıyla Karadeniz ticaretinde söz sahibi olmaya çalışmıştır. Fransız temsilciler, bu süreçte Fransız ticaretini, Osmanlı Devleti’nden edinilen kapitülasyonlar aracılığıyla Kırım üzerinden Rusya ve Türkistan pazarına dahil etmeye çalışmışlardır. Ancak Babıâli’nin uyguladığı ticaret politikası, Fransızları ağır gümrük vergileriyle karşı karşıya getirmiştir. Vergilerden kaçmanın yollarını arayan Fransız temsilciler, Fransız ürünlerinin Osmanlı padişahına ait Kefe gümrüğü yerine Kırım Hanı’na ait limanlar aracılığıyla Kırım’a sokulmasını teklif etmişlerdir. Fransa makamları Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakarak doğrudan Kırım Hanı ile bir ticaret anlaşması yapmak istemiştir. Fransız temsilciler, Kefe’de başlayan ticari girişimleri, yakın ilişki içerisinde oldukları Kırım Hanı’na ait bölgelere taşımak istemişlerdir. Temsilciler ayrıca gümrük vergisi ve ticaret anlaşması konusunda Kırım Hanı ve devlet ricali ile pazarlıklara girişmişlerdir.
Kırım yerel kaynaklarının 1758 yılında kesildiği, bahsettiğimiz yıllarda Kırım’da –bilinen– herhangi bir yerel tarih yazımının bulunmadığı görülmektedir. Tarihçiler bu eksikliği gidermek için Osmanlı kroniklerine başvurmuşlardır. Çalışmamızda ele aldığımız Pierre Ruffin’in Kırım Günlüğü ve onu destekleyen diplomat mektupları, dönemi, devletin yönetim merkezi olan Bahçesaray’dan gözlemlemesi açısından oldukça kıymetlidir. Dolayısıyla söz konusu diplomatik kayıtlar Kırım Tarihi’nin aydınlatılması noktasında peşlerine düşülmeye değecek mahiyettelerdir.
Resim 1. Harita: Osmanlı-Rus Savaşı (1768–1774) öncesinde Doğu Avrupa’daki siyasî durum62
Fig. 1. Map: The Political Situation in Eastern Europe before the Russo-Ottoman War (1768–1774)
Fig. 2. The Decree of Protection for Catholic Armenians from Pierre Ruffin’s Diary [25, p. 65, 66, 67]
Resim 3. Maksud Giray tarafından Sadaret Kethüdâsına gönderilen mektup;
Maksud Giray mektubunda Kırım Hanlığı’nın kendisinin hakkı olduğunu ve kendi tayininin uygun olacağını belirtmektedir [BOA, TSMA.e. 757/2, 29 Zilhicce 1180 / 28 Mayıs 1767]
Fig 3. The letter sent by Maksud Giray to the Grand Vizier Kethüdâ;
in his letter, Maksud Giray states that the Crimean Khanate has its right and that his appointment is appropriate [BOA, TSMA.e. 757/2, 29 Zilhicce 1180 / 28 Mayıs 1767]
1 Kırım Hanlığı’nda kalgaylık müessesesi 1475 yılında ortaya çıkmıştır. Kırım Hanı Mengli Giray’a çıkacağı bir sefer öncesinde “Kırım’a kimi kaymakam bırakacağı” sorulmuş, Han ise Tatar diliyle; “oğlum Mehmed Giray kalgay (kalsın)” diye cevap vermiştir. Han seferden dönünce oğlu Mehmet Giray’ı gücendirmemek için kendisine kalgay unvanı vererek, Ak Mescid kasabasını yönetim merkezi olarak tahsis etmiş, böylelikle veliahdlık makamı kalgaylık adı altında resmîleşmiştir [2, s. 228; 14, s. 35; 19, s. 46–47]. Kırım hanlarının en büyük kardeşlerini veya oğullarını kalgaylık ile görevlendirmesi gelenek haline getirilmiş, hatta Cengiz yasalarına dayandırılarak bir kutsallık atfedilmeye çalışılmıştır.
2 Bir diğer yönetim kurumu olan Nureddinlik müessesesinin zuhuru ise II. Mehmed Giray Han (1577–1584) dönemine dayanmaktadır. Dönemin kalgayı Adil Giray, İran seferi sırasında ölmüş, bunun üzerine Han, kalgaylık makamına oğlu Saadet Giray’ı getirmeyi arzulamıştır. Fakat, Han’ın ağabeyi Alp Giray itiraz etmiş, kaidelere göre kalgaylık makamının kendi hakkı olduğunu savunmuştur. Dolayısıyla Han, kalgaylık makamına ağabeyi Alp Giray’ı atamış, oğlu için ise nureddinlik adı altında bir başka müessese oluşturmuştur. Kırım Hanlığı yönetim sistemini şekillendiren kurumlar siyasi otorite boşluklarını ve kabile aristokrasisinin etkisini azaltmış, taht üzerindeki kavgaları engellemiştir [9, s. 166].
3 Bucak Nogayları’nın Mengli Giray’ı tanımayıp Kaplan Giray’ın tahta çıkarılması istemiyle isyana kalkışmaları üzerine Osmanlı Devleti’nden bölgenin ileri gelenlerine gönderilen 1727 tarihli ihtarnamede, han atama yetkisinin asırlardır Babıâli’nin keyfiyetinde olduğu ve hiçbir gücün etki edemeyeceği sert bir dille belirtilmiştir. Ayrıntılı bilgi için bakınız: Bаşbakanlık Osmanlı Arşivi, A.DVNS.MHM.d. 134/862, 20 Rabiulahir 1140 / 5 Aralık 1727.
4 Ayrıntılı bilgi için bakınız: [27, s. 283–285].
5 Lehistan Kralı III. August’un (1735–1763) ölümü yeni kralın kim olacağı tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Lehistan krallığında saltanat olmadığı için kaidelere göre kral Leh asilzâdelerinden oluşan bir meclisin (Sejm) tüm oylarını alarak seçilmektedir. Dolayısıyla bu kaide Avrupalı devletlerin seçimlere müdahale etmesine neden olmuştur. Rusya ve Prusya Leh asilzâdesi Stanislaw August Poniatowski’nin adaylığını desteklerken, Avusturya ve Fransa, Rus destekli Ortodoks bir krala karşı, Papa’nın da desteğini alacak Katolik bir kral seçilmesi için çaba sarf etmişlerdir [32, s. 72–73]. Nihayetinde Rus ordusunun gölgesinde yapılan seçimlerde Poniatowski kral seçilmiş, Rus desteğiyle gerçekleştirdiği reformlar Lehistan’da dinî ve siyasî açıdan Katolik vatanseverler ile Ortodoks reformculardan oluşan iki kutuplu bir çatışma ortamı yaratmıştır [8, s. 275–276].
6 Maksud Giray Han’ın tatbik mührü için bakınız: BOA, AE.SMST.III. 177/13895, 29 Zilhicce 1174 / 1 Ağustos 1761.
7 BOA, AE.SMHD.I. 4/284, 29 Ramazan 1158 / 25 Ekim 1745; BOA, AE.SMHD.I. 179/13982, 28 Ramazan 1159 / 14 Ekim 1746. Maksud Giray, Selamet Giray ve Mahmud Giray Sultanlar için İstanbul’da yapılan bazı harcamalara dair arşiv kayıtları.
8 BOA, C.MTZ. 19/913, 29 Rebiulevvel 1176 / 18 Ekim 1762. Arşiv kayıtlarında 1762 tarihi verilirken Vasıf Efendi’nin Mehâsinü'l-Âsâr ve Hakâ'iku'l-Ahbâr adlı eserinde Kalgay Baht Giray’ın ölümünün hemen sonrasında 27 Mayıs 1760 tarihinde Maksud Giray’ın kalgaylığa getirildiği ifade edilmektedir [26, s. 197].
9 BOA, TS.MA.e. 430/14, 29 Zilhicce 1176 / 11 Temmuz 1763. Gülbün-ü Hânân’da verilen bilgilere göre Maksud Giray Sultan kalgaylık görevinde fazla kalamamış, makamını Mesud Giray Sultan’a bırakmıştır [14, s. 97–98]. Ayrıca Maksud Giray Sultan’ın 1765 yılında Edirne’de ikamet ettiği bilinmektedir [BOA, C.ZB. 4/190, 29 Zilhicce 1178 / 19 Haziran 1765]. Dolayısıyla Kırım Giray Han’ın talebinin kabul gördüğü söylenebilir.
10 II. Devlet Giray’ın oğlu olan Arslan Giray Han, 1748–1755 ile Mart 1767–Haziran 1767 tarihleri arasında Kırım Hanlığı tahtında bulunmuştur [21, s. 926; 14, s. 93].
11 Maksud Giray, Arslan Giray’ın ölümü üzerine 28 Mayıs 1767 tarihinde sadaret kethüdasına bir mektup göndermiş, Kırım Hanlığı’nı kendisinin hak ettiğini ve atanmasının münasip olduğunu ifade etmiştir [BOA, TSMA.e. 757/2, 29 Zilhicce 1180 / 28 Mayıs 1767].
12 Maksud Giray’a hanlığın tevcih edildiğine dair belge: BOA, A.DVNS.NMH.d. 2/72, 10 Muharrem 1181 / 8 Haziran 1767. Maksud Giray’ın Rumeli’deki çiftliğinden çıkıp Kırım’a varışı sırasında kendisi ve maiyyetinde bulunanlara Babadağı menzilinden bargirler tahsis edilmiştir. İlgili belgeler için bakınız: BOA, A.DVNS.MHM.d. 57/738, 10 Muharrem 1181 / 8 Haziran 1767; BOA, C.MTZ. 21/1022, 22 Safer 1181 / 20 Temmuz 1767; BOA, C.MTZ. 10/460, 23 Safer 1182 / 9 Temmuz 1768. Kırım Hanlığı’na atanan Maksud Giray Han’a Osmanlı Devleti tarafından hilât bohçası gönderildiğine dair arşiv kaydı için bakınız: BOA, C.MTZ. 12/577, 29 Muharrem 1181 / 27 Haziran 1767.
Ayrıca bir yıl sonraya tarihlenen başka bir belgede Hilat bohçasının içeriği hakkında bilgiler verilmektedir. Osmanlı Devleti tarafından Maksud Giray Han’a gönderilen hediyeler: “Laciverd canfes üzere zümrüd ile müzeyyen kebir ve vasat dokuz altun yaftalı ve kenar suyu yakut ve zümrüdlü sagir altun yaftalı tirkeş ve yine yakut ve zümrüd ile müzeyyen dokuz altun yaftalı ve kenar suyu yakut ve zümrüd ile müzeyyen sagir altun yaftalı ve altun zincirli okluk. Yarma yeşim kabzeli çenberi zümrüdlü ve sagir yigirmi sekiz hurde elmas ve yigirmi iki zümrüd ve kumri yakutla müzeyyen altun donanmalu zahrî minekari altun kılıç, atlas kılıç kisesi, altun kemerbend, yeşil kadife sert samur kalbak, otuz dokuzar elmaslı siyah balıkçın tüğlü yeşil minalı altun tob sorguc, münakkaş ve nüzehhep amel İbrahim Kemal, diba kise derununda cedid zer-i mahbup tam, mezbur kalbağa sarf olunan kadife baha sert samur, kalb kubur sandal ve üstadiye, al sandal, tirkeş kisesi, frengi diba akçe kisesi, yay kisesi, siyah sağrı tir kuburu, çile, yeşil sandal boğça, kiseler içün derzi ve gazaz üstadiyesi” [BOA, TSMA.d. 2412, 29 Zilhicce 1181 / 17 Mayıs 1768].
13 BOA, C.MTZ. 10/482, 15 Cemazeyilevvel 1181 / 9 Ekim 1767.
14 BOA, C.MTZ. 10/464, 15 Cemazeyilevvel 1181 / 9 Ekim 1767; BOA, C.MTZ. 10/468, 15 Cemazeyilevvel 1181 / 9 Ekim 1767; BOA, C.MTZ. 10/469, 15 Cemazeyilevvel 1181 / 9 Ekim 1767; BOA, C.MTZ. 10/470, 15 Cemazeyilevvel 1181 / 9 Ekim 1767.
15 Baron de Tott (1733–1793), 17 Ağustos 1733 tarihinde Fransa’nın Chamigny köyünde dünyaya gelmiş, Macar asıllı bir askerdir. Babası, 1717 yılında Macar lider II. Ferenc Rakoczi ile Osmanlı Devleti’ne iltica etmiş, ardından hafif süvari tümeninin başında Fransa’ya gitmiş ve burada baron olmuştur. Tott, babasının tümenine katılarak 1754 yılında teğmen rütbesini kazanmıştır. 1755 yılında Fransa’nın İstanbul büyükelçiliğine atanan eniştesi olan Vergennes’in sekreteri olarak İstanbul’a gelmiş, 1763’e kadar burada görev yapıp Fransa’ya geri dönmüştür. 1767 yılında Fransa’nın Kırım konsolosluğu göreviyle Bahçesaray’a gelen Tott, Osmanlı–Rus Savaşı başlayana kadar burada kalmış, 1769 yılının baharında İstanbul’a dönmüştür. Savaş sırasında Çanakkale Boğazı’nın savunmasını yürütmüş, ardından Osmanlı Devleti’nin askerî yapısında bir dizi yenilikler başlatmıştır. 1777–1778 yılları arasında Akdeniz sahillerinde görev yapmış, 1781’de tümgeneralliğe yükselmiş, 1787’de de Douai Kalesi komutanı olmuştur. 1790’da Fransız İhtilâli’nin kaosundan kaçarak İsviçre’ye geçen Tott, 1793 yılında Macaristan’a döndükten kısa bir süre sonra, 24 Eylül günü burada vefat etmiştir. Tott’un Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı’nda bulunduğu sürede yaşadıklarına dair kaleme aldığı Memoires du Baron de Tott sur les turcs et les tartares adında bir hatıratı bulunmaktadır [7, s. 83].
16 Jean Marie Pierre Ruffin (1742–1824), 17 Ağustos 1742’de Selanik’te dünyaya gelmiştir. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri almış, 1758’de dil becerilerini geliştirmek amacıyla Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Vergennes’in yanına gönderilmiştir. 1767–1769 yılları arasında Fransa Devleti’nin Kırım konsolosu olan Baron de Tott’un tercümanlığını yapmıştır. 1769 yılında Kırım Konsolosu olsa da aynı yılın Eylül ayında Ruslara esir düşmüş ve Petersburg’a götürülmüştür. Eylül 1770’te serbest bırakılmış, Avrupa ve Afrika’nın çeşitli bölgelerinde görev yapmış, Fransız İhtilâli’nden sonra İstanbul’a dönmüş ve Fransa’nın maslahatgüzarlığını üstlenmiştir. Mısır’ın Fransızlarca işgalinden sonra maiyyetiyle birlikte Yedikule’ye hapsedilen Ruffin, üç yıl esaret altında kalmıştır. Hapisten çıkarılınca Fransa’ya dönmüş, çeşitli görevler almış, 19 Ocak 1824’te İstanbul’da vefat etmiştir. Eserleri arasında Kırım’daki görevi boyunca kaleme aldığı iki ciltlik (bilinen) günlük ve birkaç lugat bulunmaktadır [6, s. 9–12]. Pierre Ruffin’in günlüğünün ulaşılamayan birinci cildi meçhul olup, ulaşılabilen ikinci cildi ise tarafımızdan Yüksek Lisans tezi olarak çalışılmış ve yayınlanmak üzere hazırlanmıştır. Bkz.: Onur Birinci, Pierre Ruffin’in Kırım Günlüğü Işığında Maksud Giray Han Dönemi (1767–1768), Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Trabzon, 2024.
17 Baron de Tott’un Kırım Konsolosluğu’na görevlendirildiği 23 Haziran 1767’den İstanbul’a döndüğü 1769 yılına kadar Fransa Dışişleri Bakanı Duc de Choiseul ile yapmış olduğu yazışmalar 2014 yılında Ferench Toth tarafından yayınlanmıştır. Söz konusu eserde Pierre Ruffin’in de Choiseul ile yazışmaları bulunmaktadır.
18 Fransa’nın Kırım Konsolosluğu, resmî olarak 1719’da kurulmuştur. XVIII. yüzyılın başından beri özellikle Hıristiyan kölelerin azad edilmesi üzerine yoğunlaşan misyonerlerin çabaları bu tarihten itibaren diplomatik bir kimlik elde etmiştir [34, s. 250]. 1719’dan itibaren Kırım Hanlığı’nda bir temsilci bulunduran Fransa Devleti, Bahçesaray’a göndereceği konsolosların özellikle hekim olmasına dikkat etmiş, bu vesileyle Han’a ve halka daha yakın olmalarını sağlamıştır. Kırım’daki Fransız Konsolosluğu İstanbul’daki Fransız Büyükelçiliği’nin tasarrufunda bulunmuş, konsolos atama yetkisi çoğunlukla İstanbul’daki büyükelçilere ait olmuştur [33, s. 37, 44].
19 Halim Giray’ın Gülbün-ü Hânân adlı eserinde dönemin nureddininin Han’ın kardeşi Bahadır Giray Sultan olduğu ifade edilmektedir [14, s. 101]. Ancak Baron de Tott, anılarında Nureddin Sultan’ın Han’ın yeğeni olduğunu, Kafkasya’da büyüdüğünü, az konuştuğunu, konuştuğu zaman da hep Kafkasyalılardan bahsettiğini yazmaktadır [3, s. 161–162]
20 Baron de Tott’un aktardığına göre Şirin beylerinden biri olan Kaya Mirza, Maksud Giray Han’ın kardeş çocuklarından bir Sultan ile evlidir [3, s. 166] Kaya Mirza, Kırım Hanlığı’nda (tahminen XVIII. yüzyılın ilk yarısında) üç yıl Şirin baş beyi (başkaraçi) olan Sefer Gazi’nin oğludur. Dolayısıyla Kırım Divanı’nda Şirin baş beyi unvanıyla bulunması muhtemeldir [1, s. 227; 9, s. 183, 186].
21 Baron de Tott, hatıralarında Kadıasker’den konuşkan ve neşeli bir kişilik, Müftü Efendi’den ise dürüst, güvenilir bir dost olarak bahsetmektedir [3, s. 162]. Ayrıca Tott, babasının Macar bağımsızlık lideri II. Ferenc Rakoczi’nin yanında Osmanlı Devleti’ne iltica ettiğini, Kadıasker ve divanın bazı üyelerinin bu dönemde babasıyla tanıştıklarını, dolayısıyla kendisinin de bu samimiyetten yararlanacağını ifade etmektedir [35, s. 71, 73].
22 Divan efendisi, Kırım Divanı’nda bulunan üyelerden biridir [15, s. 456].
23 Baron de Tott, Choiseul’a gönderdiği 28 Aralık 1767 tarihli mektubunda Müftü Efendi’nin kendisine gizli bir bilgi sızdırdığını ve bu bilgiye göre Han’ın ilkbaharda Padişah III. Mustafa ile görüşmek üzere İstanbul’a davet edildiğini ifade etmektedir. Osmanlı Devleti, savaş arifelerinde, azl veya hanlık tevcihi gibi önemli durumlarda ilgili Kırım hanlarını İstanbul’a davet etmekteydi. Tott, bu davetin savaş alameti olduğunu öngörmüş, Han’ın yanında İstanbul’a gitme planları yapmıştır. Zikrolunan mektupta İstanbul’da yerine getireceği görevler hakkında Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından bir çerçeve oluşturulmasını talep etmiştir [35, s. 82–83].
24 Rus Çarlığı’nın Kırım’da konsolosluk kurma girişimleri 1740 yılına dayanmaktadır. Ruslar 1740 yılında Bahçesaray’da yerleşmesi şartıyla Kırım’a dâimi bir elçi görevlendirmek istemişler ancak bu istekleri dönemin Kırım Hanı II. Selâmet Giray Han (1740–1743) tarafından reddedilmiştir [12, s. 6]. Kırım’da Rus Konsolosluğu 1763’te Kırım Giray Han’ın izniyle kurulmuş, kısa bir süre sonra Lehistan’da ve Rus sınırlarında meydana gelen gerilimler nedeniyle Kırım Giray Han’ın görevden alınması sonucu Rus Konsolosluğu da feshedilmiştir [13, s. 79]. Dönemin Rus Konsolosu Nikiforof, Kırım Giray Han tarafından kabul edilmiş, Rusların Ten Nehri boyunda kurmak istediği kaleler için Han’dan izin almıştır. Kırım Hanlığı hakkında tuttuğu raporları Rusya’ya aktarmış, bir süre sonra devletin iç işlerine müdahale ettiği gerekçesiyle Kırım’dan kovulmuştur. Ayrıntılı bilgi için bkz. [36, s. 95–96]. Çariçe II. Katerina, 1766’da Selim Giray Han döneminde Kırım ve Karadeniz ticaretini takip etmek üzere bir temsilci göndermek istese de bu girişimi Babıâli’nin engeline takılmış, temsilcilik talebi bu kez Selim Giray Han tarafından reddedilmiştir [8, s. 252].
25 Baron de Tott, aynı temsilcinin birkaç ay sonra tekrar geldiğini, konsolosluk taleplerini yenilediğini yazmaktadır [35, s. 141].
26 Fransa’nın İstanbul büyükelçisi Kont de Vergennes, Rus ordusunun 1764’teki kral seçimlerine müdahil olabileceği uyarılarına karşı Babıali, Rus birliklerinin Lehistan’daki varlığının yeni olmadığını ve bu birliklerin Yedi Yıl Savaşı’nda Fransa’nın tavsiyesiyle Lehistan’a sokulduğunu hatırlatmıştır [11, s. 116].
27 Makowitski, Bar Konfederasyonu’nun gücünü vurgulamak için 1600 Rus askerinin boğazı kesilerek katledildiğine dair haberler yaymıştır. Baron de Tott, Choisul’e gönderdiği 31 Mart 1768 tarihli mektubunda söz konusu haberlere itibar etmediğini yazmaktadır [35, s. 112].
28 Pierre Ruffin “döğünmemesine” şeklinde yazmıştır, ancak cümlenin anlamına bakıldığında “döğünmesine” şeklinde okumak daha doğru olacaktır.
29 Baron de Tott, selefi Fornetti’den kalan bir hizmetkârı Karabet’i, Fransa’nın Bar Konfederasyonu için görevlendirdiği elçisi Taules de Domecq’e göndermeyi ve Taules’den bilgi almayı düşünmüş, ardından bu fikri Han’a teklif etmiştir. Han, aslen Lehli olan Karabet adındaki hizmetkârın Varşova’ya gönderilmesini kabul etmiş, seyahat boyunca kullanacağı geçit yarlığı ile menzil kâğıdını hazırlatmıştır (Menzil Kâğıdında hizmetçinin adı Matias olarak yazılmıştır.) [25, s. 57–59].
30 Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde “Han Kışlası” olarak tanımladığı bölge, Prut ve Turla nehirleri arasında kalan Bucak havalisidir [18, s. 423]. Tatarlar kış aylarını buradaki kışlaklarda geçirmektedir. [5, s. 69–70] Pierre Ruffin, günlüğünü Bahçesaray’da kullanılan terminolojiye göre kaleme almıştır. Ruffin’in eserinde “Bucak” ismi yer almamakta, onun yerine “Kışla” kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. XVIII. yüzyıl sonlarında Kırım Sarayı’nda “Bucak” bölgesi için “Kışla” teriminin kullanıldığı dolayısıyla Kışla Serasker Sultanı’ndan kastedilenin, Bucak Seraskeri olduğu söylenebilir.
31 Çuhadar.
32 BOA, C.HR. 45/2232, 20 Safer 1183 / 25 Haziran 1769. İgnace Potocki, Leh boyarlarının önde gelen isimlerinden olup, Bar Konfederasyonu’nun liderleri arasındadır. 1760’ta Lviv milletvekili seçilmiş, 1764–1766 yılları arasında hâkimlik yapmıştır. Lehistan’daki Rus baskısı sebebiyle Macaristan’a kaçan Potocki, Bar Konfederasyonu’nun kurucu liderlerinden biri olmuş, topladığı ordu ile Ruslara karşı savaşmıştır. Ruslara mağlup olunca Macaristan’a çekilmiştir. 1770’te hastalanarak liderliği bırakmış, hayatının geri kalanını rahip olarak geçirmiştir [35, s. 33–34]. Ayrıca Potocki’nin Haziran 1769’da Osmanlı ordusuna geldiği bilinmektedir. Ordu-yu Hümayun’a gelen Leh ricalinden Potocki’ye Kırım hanı tarafından mihmandar tayin olunan Yakub Ağa’ya iki yüz elli ve maiyyetinde bulunan on kişiye yüzer kuruş harcırah verilmesi hakkında beyaz üzerine buyruldu.
33 Osmanlı Devleti’nden gönderilen Tatar Ağası’nın rivayetlerine göre Potocki Ruslara bir davet hazırlamış, emrindeki Yahudi hizmetkârlarla içecek fıçılarına zehir koyarak davete katılan bütün Rusları zehirleyerek öldürmüşlerdir. Dolayısıyla Ruslar, sekiz bin askerin öldürülmesinin sorumlusu olarak gördükleri Yahudilere saldırmışlar ve Potocki’nin peşine düşmüşlerdir [25, s. 97–98].
34 Boyar, Baron de Tott ile sohbetinde, bütün malını alarak Bar Kasabası’ndan çıktığını Osmanlı Devleti’ne firar ettiği sırada kossakların saldırısına uğradığını, heybesindeki iki bin sikke florisinin ve kırk atının kossaklar tarafından gasbedildiğini ifade etmiştir [25, s. 100].
35 Lehlilerin baş mareşali Potocki, Baron de Tott’a gönderdiği mektubunda “Han efendimiz bize ne emr iderlerse ana göre ‘amel ve hareket itsün deyü bizim Han efendimizin yanında oturan elçimize ısmarlamışız” demekte, Tott’tan Bahçesaray’daki elçiye yol gösterici olmasını istemekteydi [25, s. 114].
Boyar’ın sohbet esnasında Baron de Tott’a sarfettiği; “Moskov’a karşu imdâd istemez iyiz bu dört bin nefer Tatarı istemekden murâdımız kendü Kazaklarımızı râh-ı itâ‘ate getürmekdir zîrâ Kazakân-ı mezbûrân zorba çıkub Moskov’dan bin kat ziyâde eşna‘ ve ifsadlardır malımızı yağma ve cân-ı ‘azîzimizi bile fırsat buldukça telef bilâ merhamet iderler…” [25, s. 99] şeklindeki sözleri kossakların Leh iç savaşındaki konumunu ortaya koymaktaydı.
36 BOA, C.HR. 116/5770, 18 Muharrem 1182 / 4 Haziran 1768. Osmanlı Devleti, Haziran 1768’de Maksud Giray Han’a otuz adet sırım arabası ile üç yüz beygir tedarik edip göndermiştir. Osmanlı Devleti’nin bu sevkiyatının zikrolunan dedikoduların kaynağını oluşturduğu düşünülebilir.
37 1758 yılında Bucak Seraskeri’nin Nogaylara zulmettiği, Halim Giray Han’ın bu zulme göz yumması sebebiyle görevinden azledilmesi görüleceği üzere arşiv belgelerine yansımıştır “Özi kurbinde sâkin Nogay Tatarı tâ’ifesinden Yedisan kabîlesi ahâlîleri Bucak Ser‘askeri sultânun hılâf‑ı şer‘-ı şerîf tavr u hareketinden ve nâ‑hem‑vâr vaz‘ u te‘addîsinden mütevahhış ve muztaribü'l‑bâl olup men‘ u def‘ıni selefinüz Halim Giray Hân'dan istid‘â eylemişler iken izâle‑i tasallut u te‘addîsinden iğmâz u müsâmaha olunmakdan nâşî kendüsinden ve Sultân‑ı merkûmdan müteneffir ü dil‑gîr ü remîde‑zamîr olmalarıyla…” [BOA, A.DVNS.NMH.d. 2/63, 20 Safer 1172 / 23 Ekim 1758; 4, s. 133]. Keza Mengli Giray Han’ın 1727 yılında Bucak Nogayları ile ihtilafa düşmesi, Nogay isyanına sebebiyet vermiş, Han, isyanı başarıyla bastırmış olsa da 1730 yılında azledilmiştir [36, s. 15]. Hatta Bucak Nogayları’nın, 1727 yılında Osmanlı Devleti’ne bir mazhar göndererek başlarına Kaplan Giray’ı istedikleri bilinmektedir. Dolayısıyla Kaplan Giray Han’ın üçüncü kez Kırım Hanlığı’na getirilişinde Bucak Nogayları’nın etkisi vardır. Bucak Nogayları’nın Kaplan Giray’a dair istekleri hakkında arşiv belgesi için bkz.: BOA, A.DVNS.MHM.d. 134/862, 20 Rabiulahir 1140 / 5 Aralık 1727.
38 Baron de Tott, İstanbul’dan aldığı haberleri, “Kefe’ye varmak üzre çok gemiler isticâr olunub içinde on dört orta yeniçeri ile dört orta arabacı dört dahi cebeci ve baltacı konulub hazîne-i ‘âmireden nice kise akçe çıkub etrâf ve eknâfta katır deve satun alınub her yerde cihadın sefer sadâsı çalınub tedârik görülür” şeklinde Maksud Giray Han’a nakletmiştir [25, s. 133]
39 Akkirman, II. Bayezid döneminde Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Bölgenin fethinde Kırım Hanı’nın yararlılık göstermesine karşı kırk bin Tatar Akkirman ve çevresine yerleştirilmiş ve vergiden muaf tutulmuşlardır. Kanuni Dönemi’nde Prut ve Turla arasındaki bölge “Bucak” adıyla teşkilatlandırılıp, sancak olarak Akkirman’a bağlanmıştır. Bölge bu tarihten sonra Nogaylar ve Tatarlar gibi konargöçer gruplar tarafından iskân edilmiştir. Bucak bölgesinin nüfusu Nogaylar ve Tatarlar ile yoğunken Akkirman’da çoğunlukla Anadolu ve Rumeli’den gelmiş Türkler iskân edilmiştir [10, s. 56; 20, s. 341]. Sefer zamanlarında Kırım hanlarının Akkirman’a çıkması, Türk devletlerinde görülen savaş kurultaylarının devamı niteliğindedir. Seferden önceki kış aylarında atların semirip güçlenmesi için kışlaklara çıkılır, burada ordunun durumu gözden geçirilir eksiklikler tamamlanıp ordu her yönüyle savaşa hazır hale getirilirdi [24, s. 106].
40 Maksud Giray Han, sohbet sırasında Tott’a “Konsol Beğ du‘â eyle ki beni İstanbul’a çağırsunlar ol vakit şatır şatır ahvâl-i keyfiyyeti şevketlüye bildiririm yohsa bahâra dek altı ay vardır yine şevketlünün ‘aklını çelmek çevirmek pek kolaydır” demiştir [25, s. 134].
41 Maksud Giray Han, kendisi için alternatif olarak Kırım Giray’ı düşünmekteydi [3, s. 183]. Kırım Giray, Haziran 1768’de alacağı olan bir miktar parayı tahsil etmesi için Bender tarafına bir adamını göndermiş ancak Maksud Giray Han’ı kuşkulandırmamak için adamını geri çağırtmıştır [BOA, C.ADL. 43/2624, 26 Muharrem 1182 / 12 Haziran 1768.]. Şem’dânî-zâde Fındıklılı Süleyman Efendi’nin kaleme aldığı Mür’i’t-Tevârih adlı eserde Balta olaylarının, Kırım tahtına tekrar çıkmayı dileyen Kırım Giray tarafından planlandığı öne sürülmektedir [31, s. 111]. Söz konusu iddianın gerçekliği tartışılmalı olsa da Kırım Giray’ın hem Kırım hem de İstanbul’daki siyasî gelişmeleri takip ettiği Pierre Ruffin’in aktardığı bilgilerle de sabittir. Tophane’de ikamet eden Hacı Ömer Ağa adındaki kimse, gizlice Kırım Giray’ın kapı kethüdalığını yapmaktaydı. Her hafta bir iki Tatar ulağı konağına gelip Kırım’da olan biteni anlatmakta, Ömer Ağa ise edindiği bilgiler ile karışıklık çıkarmaktaydı. Müftü Efendi zikrolunan durumdan haberdar olunca Reisülküttab’a bir mektup yazmış, mesele Babıâli’ye intikal etmiş ve Hacı Ömer Ağa huzura çağrılmıştır. Padişah, huzuruna getirilen Ömer Ağa’yı “zinhâr zinhâr bir dahi senün konağında bir Tatar kalpağı görünse senin kıyâfetin ile ben seni burada salb itdiririm”diyerek azarlanmıştır [25, s. 140–141].
42 BOA, C.DH. 242/12097, 29 Cemazeyilevvel 1182 / 11 Ekim 1768. Maksud Giray’ın Kırım’dan Rumeli’deki çiftliğine sağ salim ulaşması için yol üzerindeki kadılara gönderilen hüküm için bakınız: BOA, A.DVNS.MHM.d. 57/745, 29 Cemazeyilahir 1182 / 10 Kasım 1768.
43 BOA, C.MTZ. 3/107, 10 Şevval 1182 / 17 Şubat 1769; BOA, A.DVNS.MHM.d. 57/750, 10 Şevval 1182 / 17 Şubat 1769.
44 BOA, AE.SMST.III. 227/17990, 13 Rabiulevvel 1183 / 17 Temmuz 1769.
45 1771 yılının sonlarında yapılan toplantıya Maksud Giray’ın yanısıra eski hanlardan IV. Devlet Giray da katılmıştır [BOA, TSMA.e. 488/11, 25 Receb 1185 / 3 Kasım 1771].
46 Maksud Giray Han, Şumnu’ya geldikten sonra yanındaki emektarları için akçe talep etmiştir. Ancak Han’ın bu talebi, bazı mukataalardan Kırım hanlarının adamlarına ödenecek meblağın sadrazamın emriyle 300 akçe ile sınırlandırıldığı belirtilerek reddedilmiştir [BOA, TSMA.e. 791/59, 29 Zilhicce 1185 / 3 Nisan 1772].
47 Hazergrad ve civarındaki kadılara gönderilen 5 Ocak 1772 tarihli hükümde, Rusçuk’ta bulunan Maksud Giray Han ve maiyyetine iaşe sağlanmasına dair emirler verilmiştir [BOA, C.AS. 1016/44533, 29 Ramazan 1185 / 5 Ocak 1772]. Ayrıca Maksud Giray Han’a hazineden her ay otuz beş bin kuruş tahsis edilmiştir [28, s. 564]. Maksud Giray Han ve maiyyetindeki sultan mirza ve Tatarlara Rusçuk’ta bulundukları süre boyunca tayinatları verilmiştir [BOA, C.AS. 638/26862, 29 Zilhicce1185 / 3 Nisan 1772; BOA, C.MTZ. 7/315, 14 Ramazan 1186 / 9 Aralık 1772].
48 Maksud Giray Han, sadaret makamına gönderdiği 4 Şubat 1773 tarihli takrirde, Devlet Giray Sultan’ın maiyyetindeki birkaç Tatar’ın eşkiyalık faaliyetlerine giriştiğini, zikrolunan eşkiyaların yakalanıp cezalandırılmak üzere hapsedildiğini bildirmiştir [BOA, C.MTZ. 8/367, 12 Zilkade 1186 / 4 Şubat 1773].
49 BOA, HAT, 7/255, 1 Muharrem 1187 / 25 Mart 1773.
50 BOA, A.DVNS.NMH.d. 9/29, 20 Muharrem 1187 / 13 Nisan 1773.
51 BOA, C.AS. 882/37904, 29 Zilhicce 1187 / 13 Mart 1774. Maksud Giray Han, Niğbolu’yu muhafaza ettiği sıralarda Vezir Süleyman Paşa ile bir olup, Niğbolu Nüzül Emini ve Varnalızade Hacı İbrahim Ağa’ya on beş bin kuruş tahsis edilmesinde aracı olmuştur.
52 BOA, TSMA.e. 788/76, 29 Zilhicce 1187 / 13 Mart 1774.
53 Maksud Giray’ın, azledildiği dönemlerde Rumeli’deki çiftliğinde ikamet ederken hem halk hem de Osmanlı Devleti tarafından oldukça itibar gördüğü bilinmektedir [25, s. 88]. Maksud Giray Sultan, kalgaylıktan azledildikten sonra 1765 yılında çiftliğinde bulunurken, Osman adındaki Siroz ayanının Kavala Kalesi’nde çarptırıldığı kalebendlik cezasına razı gelmeyip firar etmiştir. Bunun üzerine Maksud Giray devreye girmiş, Osman’ın ayanlık iddiasında bulunmaması, Siroza gitmemesi ve Edirne’de ikamet etmesi şartlarıyla affedilmesine dair bir mektup kaleme alıp Babıâli’ye göndermiştir [BOA, C.ZB. 4/190, 29 Zilhicce 1178 / 19 Haziran 1765]. Ayanın Maksud Giray Sultan’ın himayesine sığınıp sığınmadığı bilinmemektedir. Ancak Sultan’ın kendisini koruyup Edirne’de ikamet ettirdiği aşikardır. Maksud Giray’ın ömrünün son yıllarındayden de aynı şekilde itibar gördüğü görülmektedir. 1780 yılında Silivri eşrafından Haseki İbrahim, Hacı Ali, Hafız oğlu Ahmed, Serdar Süleyman ve arkadaşlarının, haklarında yakalama emri çıktığı için Rumeli’ye kaçarak Maksud Giray’ın yanına sığındıkları bilinmektedir [BOA, AE.SABH.I.156/10466, 20 Receb 1194 / 22 Temmuz 1780].
54 BOA, C.MTZ. 13/624, 18 Şevval 1195 / 7 Ekim 1781. Maksud Giray vefat edince mahlûlü Budaklı Hasan’ın evlatlarına devredilmiş [BOA, C.MTZ. 13/624, 18 Şevval 1195 / 7 Ekim 1781], ocaklığı olan paranın yarısı hazineye verilmiş, diğer yarısı ise oğulları Azamet Giray, İnayet Giray ve Numan Giray arasında paylaştırılmıştır [BOA, C.ML. 725/29664, 19 Şevval 1195 / 8 Ekim 1781]. Ayrıca Maksud Giray’ın Uşak civarında bulunan üç mukataası da Esma Sultan Kethüdası Mehmet’e tevcih olunmuştur [BOA, C.ML. 683/28055, 26 Zilhicce 1195 / 13 Aralık 1781].
55 BOA, AE.SMHD.I. 248/20255, 15 Recep 1158 / 13 Ağustos 1745.
56 BOA, AE.SMHD.I. 245/19931, 24 Rabiulahir 1162 / 13 Nisan 1749; BOA, AE.SMHD.I. 190/14820, 2 Cemazeyilevvel 1163 / 9 Nisan 1750; BOA, AE.SOSM.III. 60/4428, 09 Şaban 1169 / 9 Mayıs 1756; BOA, AE.SOSM.III. 68/5172, 15 Şevval 1170 / 3 Temmuz 1757; BOA, C.MTZ. 10/452, 17 Zilkade 1174 / 20 Haziran 1761; BOA, C.MTZ. 18/890, 29 Zilhicce 1178 / 19 Haziran 1765; BOA, AE.SMST.III. 307/24680, 1 Şevval 1182 / 8 Şubat 1769.
57 BOA, AE.SMHD.I. 5/327, 13 Rabiulevvel 1164 / 9 Şubat 1751; BOA, AE.SABH.I. 160/10631, 15 Şevval 1188 / 19 Aralık 1774. 1775 yılında, Maksud Giray’ın haslarından olan Çivril karyesinden gelen şekavet ve tecavüz ihbarlarının asılsız olduğuna dair kayıtlardan anlaşıldığı üzere zikrolunan hasların halâ Maksud Giray’ın tasarrufunda bulunmaktaydı [BOA, C.HR. 138/6895, 6 Ramazan 1189 / 31 Ekim 1775; BOA, C.DH. 223/11133, 9 Şevval 1189 / 3 Aralık 1775].
58 BOA, C.TZ. 144/7191, 19 Rabiulevvel 1189 / 20 Mayıs 1775.
59 BOA, AE.SOSM.III. 44/3111, 15 Cemazeyilahir 1169 / 17 Mart 1756; BOA, AE.SOSM.III. 71/5417, 15 Safer 1171 / 29 Ekim 1757; BOA, C.MTZ. 14/682, 28 Muharrem 1194 / 4 Şubat 1780; BOA, C.HR. 130/6498, 2 Ramazan 1180 / 2 Şubat 1767; BOA, AE.SMST.III. 305/24428, 15 Safer 1181 / 13 Temmuz 1767; BOA, C.HR. 16/786, 21 Cemazeyilevvel 1181 / 15 Ekim 1767; BOA, C.ML. 25/1171, 18 Şevval 1181 / 8 Mart 1768; BOA, C.MTZ. 1/27, 29 Şaban 1189 / 24 Ekim 1775; BOA, C.MTZ. 11/516, 24 Şevval 1189 / 18 Aralık 1775; BOA, AE.SABH.I. 144/9673, 3 Safer 1190 / 24 Mart 1776; BOA, C.HR. 80/3979, 21 Rabiulahir 1190 / 9 Haziran 1776; BOA, C.HR. 126/6295, 29 Şaban 1190 / 13 Ekim 1776; BOA, C.HR. 122/6093, 22 Rabiulevvel 1191 / 1 Mayıs 1777; BOA, AE.SABH.I. 348/24326, 18 Cemazeyilahir 1191 / 24 Temmuz 1777; BOA, AE.SABH.I. 200/13398, 19 Şaban 1191 / 22 Eylül 1777; BOA, C.MTZ. 14/682, 28 Muharrem 1194 / 4 Şubat 1780; BOA, AE.SABH.I. 91/6277, 25 Şaban 1194 / 26 Ağustos 1780; BOA, C.MTZ. 6/280, 15 Şaban 1195 / 6 Ağustos 1785.
60 Osmanlı akçesi.
61 Osmanlı Devleti tarafından Maksud Giray Han’ın yanına gönderilen Mehmet ile Mehmet Emin adındaki iki memur, kendilerine verilen mektupları Han’a iletmiştir. Zikrolunan memurlar padişaha gönderdikleri arzda, Kırım Hanı’nın kendilerine sadık olduğunu, Taman bölgesinden elde edilen buğdayın yerli neferler ocaklıklarına tahsis edildiğini ve Kefe’deki mukataalar hakkındaki hususları padişaha arz etmişlerdir [BOA, TSMA.e. 758/7, 27 Zilkade 1181 / 15 Nisan 1768].
62 Söz konusu harita, Pierre Ruffin’in eserindeki verilere göre Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Altunbay tarafından tasarlanıp çizilmiştir. Katkıları için değerli Hocam’a teşekkürlerimi sunarım.
About the authors
Onur Birinci
Karadeniz Technical University
Author for correspondence.
Email: birincionur61@gmail.com
ORCID iD: 0000-0002-4906-5441
Ph.D. Student, Faculty of History, Institute of Social Sciences
Turkey, 61080, Ortahisar, TrabzonReferences
- Abdulgaffar Kırımî. Umdetü’l Ahbâr. Ed. Derya Derin Paşaoğlu. Kazan: Şehabettin Mercani Institute of History Publications, 2014. 418 p. (In Turkish)
- Ahmet Cevdet Paşa. Tarih-i Cevdet. Vol. I. İstanbul: Hikmet Publishing, 1972. 550 p. (In Turkish)
- Baron de Tott. The Turks in the 18th Century. Trans. M. Reşat Uzmen. İstanbul: Tercüman Publishing, 1979. 323 p. (In Turkish)
- Prime Ministry General Directorate of State Archives. Imperial Letters to the Crimean Khans (Register No. 2). İstanbul: 2013. 288 p. (In Turkish)
- Başer, Alper. The Bucak Tatars. Unpublished PhD Dissertation. Afyonkarahisar: Afyon Kocatepe University, Institute of Social Sciences, 2010. 242 p. (In Turkish)
- Birinci, Onur. The Reign of Maksud Giray Khan in the Light of Pierre Ruffin’s Crimean Diary (1767–1768). Unpublished MA Thesis. Trabzon: Karadeniz Technical University, Institute of Social Sciences, 2024. 120 p. (In Turkish)
- David, Geza. Baron de Tott, François. Encyclopaedia of Islam (TDV İslâm Ansiklopedisi), Vol. 5. İstanbul: TDV Publications, 1992, p. 83–84. (In Turkish)
- Demir, Uğur. Ottoman Diplomacy before the War of 1768 (1755–1768). Unpublished PhD Dissertation. İstanbul: Marmara University, Institute of Turkic Studies, 2012. 340 p. (In Turkish)
- Derin Paşaoğlu, Derya. Powerful Representatives of the Steppe Aristocracy in the Golden Horde and Crimea: Emir Rektemür and the Şirin Princes. Journal of Historical Studies, Vol. 33, no. 56. Ankara, 2014, p. 147–190. (In Turkish)
- Derin Paşaoğlu, Derya. Emir Edigü (Edige) and the Position of His Sons in the Nogay Horde. Crimean Historical Review, Vol. 1. Kazan, 2016, pp. 28–64. (In Turkish)
- Doğan, Kadriye. Charles Gravier de Vergennes and His Embassy in İstanbul. Unpublished PhD Dissertation. Bilecik: Bilecik Şeyh Edebali University, Institute of Social Sciences, 2022. 176 p. (In Turkish)
- Ferrari, Nicole Kançal. The Heritage of Crimea: Hansaray. İstanbul: Klasik Publishing, 2005. 320 p. (In Turkish)
- Fisher, Alan. The Crimean Tatars. Trans. Eşref Özbilen. İstanbul: Selenge Publishing house, 2009. 336 p. (In Turkish)
- Halim Giray. Gülbün-ü Hânân. Ed. Alper Başer and Alper Günaydın. İstanbul: İstanbul University Eurasian Institute Publications, 2013. 73 p. (In Turkish)
- İnalcık, Halil. The Crimean Khanate. Encyclopaedia of Islam (Türkie Diyanet Vakfi İslam Ansiklopedisi), Vol. 25. Ankara: Türkie Diyanet Vakfi Publications, 2022, p. 449–457. (In Turkish)
- İnalcık, Halil. Studies on the History of the Crimean Khanate (1441–1700). 4th ed. İstanbul: İş Bankası Kültür Publications, 2024. 593 p. (In Turkish)
- İvanics, Maria. The Rise of a Steppe Tribe: The Şirins. Trans. Mustafa Işık. In: Yücel Öztürk (ed.), Crimea: The Last Stronghold of Eastern European Turkic Heritage. İstanbul: Çamlıca Publications, 2015, p. 53–71. (In Turkish)
- Kahraman, Seyit Ali. Evliya Çelebi’s Book of Travels in Modern Turkish. Book 7. Vol. 2. İstanbul: Yapı Kredi Publications, 2011. 828 p. (In Turkish)
- Kara, Sermüşten . Crimean History According to V. V. Velyaminov–Zernov’s Work on Yarliks and Letters Concerning the Crimean Homeland and Its Neighbors (Between the Reigns of Adil Giray Khan in 1666 and Arslan Giray Khan in 1767). Unpublished MA Thesis. Trabzon: Karadeniz Technical University, Institute of Social Sciences, 2024. 200 p. (In Turkish)
- Karpat, Kemal. Bucak. Encyclopaedia of Islam (Türkie Diyanet Vakfi İslam Ansiklopedisi). Vol. 6. İstanbul: Türkie Diyanet Vakfi Publications, 1992, p. 341–343. (In Turkish)
- Kırımlı, Hakan. The Gerays and the Ottomans. İstanbul: Ötüken Publications, 2022. 1088 p. (In Turkish)
- Köse, Ensar. Trade and Diplomacy in the Autumn of Crimea (1768–1769). Eurasian Studies Journal. Vol. 12. No. 2. İstanbul, 2023, p. 179–215. (In Turkish)
- Kurat, Akdes Nimet. Turkic Tribes and States in the North of the Black Sea between the IV and XVIII Centuries. Ankara: Türk Tarih Kurumu Press, 1972. 511 p. (In Turkish)
- Ögel, Bahaeddin. The Concept of State among the Turks. 3rd ed. İstanbul: Ötüken Publications, 2019. 368 p. (In Turkish)
- Ruffin, Pierre. Ruznâme-i Konsol Faransa dar Kırım. (Paris: Bibliothèque Nationale de France, Archives et Manuscripts of the University Library of Languages and Civilizations, MS. TURC 189). Bahçesaray: 1768. 142 p. (In Turkish)
- Sağlam, Nevzat. Ahmet Vasıf Efendi and His Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakâ’iku’l-Ahbâr (1752–1774): Study and Text. Ankara: Türk Tarih Kurumu Publications, 2020. 691 p. (In Turkish)
- Schamiloglu, Uli. The Qaraçı Beys of the Later Golden Horde: Notes on the Organization of the Mongol World Empire. Archivum Eurasiae Medii Aevi. Vol. IV. Wiesbaden, 1984, p. 283–297. (In English)
- Smirnov, Vasily. The Crimean Khanate in the Ottoman Period. Trans. Ahsen Batur. İstanbul: Selenge Publishing, 2016. 684 p. (In Turkish)
- Sorel, Albert. The Eastern Question in the 18th Century and the Treaty of Küçük Kaynarca. İstanbul: İdeal Kültür Publishing, 2016. 254 p. (In Turkish)
- Söylemez, Yavuz. The System of Hostages in the Political Relations between the Crimean Khanate and the Ottoman Empire. Journal of Turkish Historical Studies,. Vol. 4, no. 2. Ankara, 2019, p. 84–109. (In Turkish)
- Şem’dânî-zâde. The History of Şem’dânî-zâde Fındıklılı Süleyman Efendi (Mür’i’t-Tevârih). Vol. II. Ed. Münir Aktepe. İstanbul: İstanbul University Faculty of Letters Publications, 1980. 169 p. (In Turkish)
- Tansel, Selahattin. Ottoman-Polish Relations, 1764–1768. Journal of the Faculty of Languages, History and Geography, Ankara University. Vol. 4. No. 1. 1946, p. 69–84. (In Turkish)
- Tığlıoğlu Kapıcı, Dilek. The Crimean Khanate According to French Sources (1700–1768). Unpublished PhD Dissertation. Ankara: Hacettepe University, Institute of Social Sciences, 2022. 308 p. (In Turkish)
- Tığlıoğlu Kapıcı, Dilek. Jesuits in Little Tartary: The Establishment of the French Jesuit Mission in the Crimean Khanate (1706). Hacettepe University Journal of Turkic Studies.Vol. 33. Ankara, 2020, p. 247–272. (In Turkish)
- Toth, Ferenc. La Correspondance Consulaire de Crimée du Baron de Tott (1767–1770). İstanbul: Les Editions Isis, 2014. 266 p. (In French)
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. History of the Ottoman Empire. Vol. 4. 5th ed. Ankara: TTK Publications, 2007. 681 p. (In Turkish)
- Ülküsal, Müstecip. The Crimean Turks-Tatars: Past, Present, and Future. İstanbul: Baha Press, 1980. 366 p. (In Turkish).
Supplementary files






